Bir şeyden kaçıyorum… bir şeylerden.
Sürekli ve daimî.
Sorumluluklardan. Üzüntülerden. Canımı sıkan her şeyden.
İnsanların ikiyüzlülüğünden, çıkarcılıklarından ve menfaatlerinden.
Mutlu olmaktan bile kaçar mı bir insan? Hiç mi mutlu olacağını düşünmez? Sevileceğini, peki…?
Her şey yabancı.
İnsanoğlu peki?
Ne ister insanoğlu? Hep daha fazlasını ister. Hiçbir şeyden memnun olamaz.
Çünkü fıtrat olarak doyumsuz bir yaratıktır.
Çok fazla mutluluk bile insanoğlunu tüketir.
Peki ben? Ben ne istiyorum?
Bu gidişle nereye?
Nereye varacağım, göğsümde çırpınan duygularla…
Nereye sığacağım…
Nereye ait olacağım…
[…]
Umudumu kaybetmeye, yola çıktım bile.
Varmak üzereyim.
Umut ışıkları ufacık bir iğne deliğinden sızıyor, kapkaranlık bulutlarla dolu dünyama.
Umut tohumlarım olsaydı, şairin de dediği gibi, ekerdim sevgi tarlalarına.
Şimdilerdeyse tarlalarım kurudu.
Köksüz insanın bahçesi mi olur…