Önce, hayatta kalmayı seçeceğim. Önce beni sevmeyi öğreneceğim. Önce benim, kim, ne olduğuma dair yargılarımdan vazgeçeceğim. İsteklerimi önce benimle gerçekleştireceğim ki başkasının ruhuna musallat olmayayım. Önce benim en iyi halimi ortaya çıkaracağım. Önce kendi omzumdan öpeceğim. Kendi alanımı sahipleneceğim. Hatasıyla günahıyla kendi bugüne mahsus varlığımı kabul edeceğim. Kendi hayatımı kutlayacak, kendi huzurumu kutsayacağım. Önce ben ayakta kalacağım ki başkasının sırtına devrilmeyeyim. Önce ben ayakta kalacağım ki başkaları benim üstüme basıp geçmesin.
[...]
Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden,
kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum,
kendimi bir yer edinemiyorum,
kendime bir yer ..
Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına
aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!
Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.
Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.
Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
"Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş.
– Nilgün Marmara
10 Aralık 2024
21:06‘
İnsan, yaradılışı gereği, musibetler karşısında zayıf ve âcizdir. Basit bir kederle bile baş dönmesi yaşar. Küçük bir gam karşısında sersemleşir. Bir mikroba mağlup olan bedeni gibi ruhu da basit bir mesele karşısında sarsıntılar geçirir. Yaşam gidişatındaki ufak bir aksaklıktan ümitsizliğe düşer. Gerçekleşme işareti taşımayan zayıf olasılıklardan telaşa kapıldığı dahi olur. Önemsiz bir mevzuda hayal kırıklığına uğradığında hayat ona tümden acı görünür. Dünya sık sık ona dar gelir, pek çok defa zindan gibi olur.
İnsan, hissiyatını kontrol edebilme konusunda zayıftır. Nefsinin arzularını gemlemede âcizdir. Kalp dinginliğini sağlamada çoğu zaman yetersizdir. Kendi düşüncelerine karşı bile mağluptur. Aklının bir mutluluğa onlarca acı karıştırmasından yakasını bir türlü kurtaramaz. Yaşamın en kırılgan varlığı olan insanın hâletiruhiyesinin hangi hikmetler için böyle mukavemetsiz yaratıldığı, üzerinde tefekkür etmeye değer bir konudur. [...]