6 ANA BİDAT FIRKASI KISACA LİNK; justpaste.it/7yhzy jpst.it/3b2sJ BİLGİ: (Fırka ayrımı yapan alimlerden bazı örnekler:) Berbehârî (329/941), Âcurrî (360/970), İbn Batta(387/997) ve Seksekî (683/1284) gibi müellifler, fırka-i nâciyenindışındaki ana fırkaların 4’e, onların da kendi içinde 18 kola ayrıldığını söyleyerek, 4x18 formülüyle 72 sayısına ulaşmışlardır.(Cabiri) Bunun dışında, Ebu Mutî‘ en-Nesefî (318/930) ve İbnü’l-Cevzî(597/1200) gibi müellifler ile daha ziyade Hanefî kimliği ile ön planaçıkmış Keşşî (V/XI. yy), Irakî (VI/XII. yy), İbn Kemâl Paşazâde(940/1534), Birgivî (981/1573) gibi bazı yazarlar da fırka-i nâciye dışındaki ana fırkaları altıya, onları da kendi içinde 12’ye ayırarak 72 sayısına 6x12 formülüyle ulaşmışlardır.
''Kanıtın batıllığı kanıtlanan şeyin de batıllığıni gösterir .'' Muhammed Abid el-Cabiri
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Felsefe ve benzeri eski ilimlere ait kitapların bu diyarda çoğalmasının sebeplerinden biri de Halife Me’mun’un rüyasıdır. Me’mun rüyasında hafifçe kızıla çalan beyaz tenli, geniş yüzlü, bitişik kaşlı, saçları dökülmüş, ela gözlü ve fiziği düzgün yaşlı bir adam gördü. Yaşlı adam, Me’mun’un yatağının üstünde oturuyordu. Me’mun şöyle der: “Onun huzurundayken karşısında ezildiğimi hissettim ve ‘Sen kimsin?’ diye sor-dum. O: ‘Ben Aristo’yum’ dedi. Buna çok sevindim ve şöyle dedim: “Ey filozof, sana soru sorabilir miyim?” “Sor” dedi. “Hüsn (:iyilik güzellik) nedir?” diye sordum. “Akılda iyi ve güzel olan” dedi. “Sonra nedir?” diye sordum. “Şeriatta iyi ve güzel olandır” dedi. “Sonra nedir?” diye sorduğumda “Çoğunluğun nezdinde iyi ve güzel olandır” dedi. “Sonra nedir?” dediğimde “Sonra, sonra yoktur” dedi. Aristo’nun kitaplarının çevrilmesinde bu rüyanın büyük rolü olmuştu. Me’mun, Roma imparatoruyla yazışıyordu. Bu rüyadan sonra ondan yardım isteyerek, Roma’nın sahip olduğu eski ilimlere ait kitaplardan bir derlemeyi göndermesini rica etti. Roma imparatoru bir süre tereddüt ettikten sonra onun bu isteğini yerine getirdi.” (Câbirî, 2001: 251-253)
Türkiyede Taha Abdurrahman düşüncesinin keşfedilmesini önemli buluyorum. İslami câmia bu yolla modernite ve Batı temelli problemlerle muhatap olma ve karşı tavır alma konusunda sistem sahibi olarak bu meseleye sarkmanın önemini de keşfetti sanki bu yolla. İhvancı çizgi seksenlerden itibaren bir nesle hitap etti ve tüketildi. İhvanın İslami referansları çok kuvvetliydi ama teorileri derinlikli ve talip olduğu şeyi taşıyacak kudrette değildi. Diğer taraftan Cabiri tercümeleri ilahiyatta çok tüketiliyordu (bknz Ankara ekolü) ona derinlikli bir reddiye önemliydi. Ben de Necip Fazıl ve Salih Mirzabeyoğlu’na, bu topraklardan doğmuş, buradan İslam dünyasına sarkan bu geleneğin tanınmasına katkıda bulunmak istiyorum. Ancak bu geleneğin evvela okunması ardından tutarlı bir şekilde eleştirel tarzda entelektüel camiaya akmasının önünde “buralı” olmaları nedeniyle bir dizi problem sözkonusu. Siyasi söylem içinde tüketilmesi, terörize edilmeleri vesaire gibi birtakım problemler. Ama o günlerin de geleceğine inanıyorum.
Tekfirin Şartları Ne Demek?... Kur’an’dan birinci delil:Bunun delili Allahu Teala'nın şu âyetidir : {Kendileri için hidayet yolu açıkca beyan edildikten sonra gerisingeri dönenleri, şeytan aldatıp peşinden sürüklemiş ve kendilerini boş ümitlere düşürmüştür.} Muhammed Sûresi 25. Bunlar kimler? "Kendileri için hidayet yolu açıkca beyan edildikten sonra". Bu ayette görüyoruz ki ilk önce bir açıklama gerekir, beyan etmek gerekir, kişiye öğretmek gerekir. Bu ayeti Şeyh Ubeyd El Cabiri delil olarak zikrediyor. Muayyen Tekfirin Şartları s.10
“Emevîler dinden uzak ve bağımsız bir siyaset gütmüşlerdir, tabii bunun anlamı din karşıtı bir siyaset değildi. Hükümdarlık kavgasında hasımlarına karşı dinî bir kavga çıkarmamışlar, kabileci ve dünyevî bir nitelikte onlarla çekişmişlerdir.” Muhammed Abid Cabirî, Arap Ahlakî Aklı