10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
Bu kitabı anlayabilmeniz için öncelikle Gnostik /Rafızı düşünce tarzı /ezoterik /hermetist /alşimist/seküler /deist/Simya/kabalist/ateizm/ kelimelerine aşina olmanız ve hakkında bilgi sahibi olmanız gerekmektedir. Dünya masonlarının 5/4 ü bu üst localar tarafından yönetilir. onaylamayan hükümetler GÖZE GÖRÜNMEZ sorunlarla baş başa kalır. insan hakları arkasında da yine gül ve haç LOCASI VARDIR 2.dünya savaşı : Alman Kontes Pletenburg ve eşi dr.erich vermehren 1944 istanbulda sürdürdükleri falaliyelerinde ünlü Enigma kodlarını ellerinde tutmalarına rağmen çözememişlerdi.MI6 ingiliz ajanları tarafından kahireye götürüldüler ve Enigma kodları İngilizlere teslim edildi.ve bu Hitler’in sonunu hazırladı. İlginç bir isim campenalla soylu üstün ırk tezi yabancı gelmedi demi hitlerin arı ırk arayışı yeni dünya düzeni papa 27 yıl hapse attı sonrasında başa geçen papa 8. Urban campanellayı hapisten çıkarmakla kalmayıp kendine danışman yaptı ve beraber sihir büyü astroloji simya konularında çalıştılar ve papaya eğitim verdi. Kraliçe Elizabeth katoliklerin gizlice izlenmesi için walsingham göreve getirdi cambride seçilen bu ajan İskoç kraliçesi mary suartı idama götüren kişidir. Paracelsus: Erasmus,Agricola,ve martin Luther’in çağdaşı olan paracelsus Chiristendome Gül ve Haç Kardeşliği’in tarihsel önderi .1513-1521 yıllarında tatar hanlarına esir yaşar 1521 de tatar hanının oğluyla istanbula gelir felsefi taşını edinir solomon trismosinus tarafından verilir.kendisi cerrah doktor.simyacı kabbala eğitimi aldı Johann valentin andrea 1587-1654 Gül ve haç kardeşliği ilk resmi kurucusu ve sözcüsü kabul edilmiştir. Paracellsus’un tilmiziydi. Tarihte en önemli şifre anahtar yapımcısı Fransız kriptolojist Etienne bazerison diğeri abd başkanlarından Thomas Jefferson dur.ikisi de Gül ve haç
Gül ve Haç KardeşliğiAytunç Altındal · Alfa Yayıncılık · 2003440 okunma
10/10
·146 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
AYTUNÇ ALTINDAL alanında tek başına mücadele veren bir yazardır kendisi polonyum ile zehirlenmiş ve üstü kapatılmıştır. Kitaba ismini veren Bir türk casusunun mektupları kiliseyi ve papazları eleştiriyordu bu mektupları yazanın Türk olmayacağı şüphe götürmezdi sorgulamalar başladı ve Ceneviz soylu bir ailenin varisi olan Giovanni paolo Marana olduğu kanıtlandı.(1642-1693) 1684-1686 yılları arasında 7 cilt tutan 102 adet Türk Casusunun Mektupları’nı İtalyanca ve fransızca olarak yayınladı.kendisinin yazmadığını Genovada ki evin çatısında bulduğunu ve Arapçadan osmanlıca çevirdiğini söyledi.30 mektupla başlayan serüven 20 yıl içinde 644 e yükseldi mahmut ismi ile başlayan sonrasında Mehmet muhammed ve kara selim olarak devam etti. DANİEL defoe Robinson Crusoe nin yaratıcısı İngiliz romanının kurucusu İngiliz istihbarat servisinin ajanı ve ihtilalci kimliği ile ortaya çıkan alşimist john dee etkilenmiştir john dee İngiltere de ilk istihbarat örgütünü kuran kişidir.kraliçe 1 elizabeth in baş danışmanı Azteklerden kalma bir obsidyen taşıyla lithomancy seansları düzenlemiş voynich elyazması (yale Beineke kütüphanesinde )ondan başka kimse bu kitabın şifrelerini kıramamıştır hem zamanın hem geleceğin bir çok olayını bilmiştir. ingilterede Gül ve Haç kardeşliğini kumuştur. yarattıkları türk casusu ise semboller ile belirtildiğinde alşimist ve okültist ortaya çıkar mektuplar papalığın sahtekarlığı ing ahlaki çöküşün hızlandığı evli kadınların zinaya düşkünlüğü gibi meseleler üzerine yazılmıştır. Cahil eğitilir ama yobaz eğitilemez Sonuç olarak Katolik kilisesi yıllar boyunca dayatmacı tam anlamıyla terör estirmis sorgulayanlara karşı yakaladıklarını ya ateist ilan etmiş yada yakmıştır. Günümüzde bir çok çocuğa karşı taciz suçlamasıyla gündemdedir. Mikhail psellus Ortodoks
Bir Türk Casusunun MektuplarıAytunç Altındal · Alfa Yayıncılık · 2014180 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·308 syf.··
2026 6. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:03
Çok şükür ki sonunda kitabı bitirdim! Öncelikle 280 sayfalık bu kitabı bitirdiğim için kendimi tebrik ediyorum. Çünkü demagoji ile dolu bu kitabı okumak eziyet gibiydi. Şu ana kadar hiçbir kitap hakkında bu kadar sert bir yorum yapmamıştım ama bu çalışma bir istisna olacak gibi görünüyor. Çünkü birisinin görüşlerine katılmamak, onları eleştirmek ayrı bir şey iftiraya varacak çarpıtmalarla demagoji yapmak ayrı bir şey. Söz konusu eser bir de doktora tezi olduğu için bu durumdan daha da rahatsız oldum. Çünkü akademi dediğiniz yer kendi tezinizi akademik bir şekilde savunduğunuz veya eleştireceğiniz bir konuyu, kişiyi vb. delilleri ile beraber hakkaniyetli bir şekilde akademik olarak eleştirdiğiniz bir yerdir. Yazar ise 'bağlamcılar' diye isimlendirdiği bir grubu eleştirirken birçok kişiyi ve fikirlerini aynı kefeye koyup görüşlerine objektif ve geniş bir yer vermeden kendi ön kabulleri ile okuyucuya sunup sonra da acımasızca eleştiriyor. Kitapta bu duruma çok fazla rastlasak da en fazla dikkatimi çeken bir örnek üzerinden anlatmak istiyorum. 67. sayfada yazar diyor ki: ''Nitekim bunun sonucu olarak Cabiri Kur'an'ın sarih beyanlarına rağmen kimi çelişkili rivayetlerden yola çıkarak elimizdeki mushafta bazı ayet ve surelerin bulunmadığını iddia etmekte, hatta Hz. Osman dönemi Kur'an tedvini sırasında bazı yanlışların yapılmış olabileceğini söylemektedir.'' Öncelikle şunu söyleyelim ki söz konusu pasajda Cabiri'den hiçbir alıntı yapmadan kullandığı kaynakların çelişkili olduğunu söylemek akademik bir yaklaşım değildir. Kendi fikrini doğrudan okuyucuya genel geçer bir olgu gibi sunuyor. Bu zaten kitap boyunca çok gördüğümüz bir şey. İkinci olarak bu cümlenin dipnotunda belirtilen kaynak bende var ve daha önce okudum. Merak edip söz konusu sayfayı açıp baktım ve kesinlikle
Kuran Yorumunda Bağlamın SınırlayıcılığıMehmet Bağçivan · Diyanet İşleri Başkanlığı · 20221 okunma
entelektüel
Puan vermedi·214 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2025 07:48
Durum gemel çizgileri itibariyle hala dün olduğu gibidir. O zaman şu sözlerle bitirelim: Entelektüellerin (Mu'tezile ve Ehl-i ilişkileri neyse bugün de onların (kökten-sinnet) dün otoriteyle ligkinin özü ise, dün ve bugün, devletin egemenlik ve hegemon selefiller ve modernist çağdaşçılar) otoriteyle ilişkileri odur. Bu ya hizmetini "sırayla" yapmaktır.
Arap-İslam Medeniyetinde EntelektüellerMuhammed Abid el-Cabiri · Mana Yayınları · 201910 okunma
10/10
·60 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2025 18:52
Əziz və əvəzolunmaz şəhidimizin həyatını yenidən mütaliə etmək ruhumu təravətləndirdi Salam olsun İbrahimə kitabının çox xülasə formasıdır. Bəzi hadisələr həqiqətən qısaldılıb, kitabın əslindən oxuyanda insanın ruhuna daha çox təsir edirdi. Necə olursa,olsun İbrahimin xatirələrini oxumaq dəyərli bir qənimətdir...
Məhv olsun sionizm
İbrahim QardaşMuhammed Abid el-Cabiri · Polypress Publishing House · 20232 okunma
Puan vermedi·567 syf.··
2025 154. kitabı
Çağımızın Arap dünyasının düşünce yapısının Arap entelektüellerinin konuşmalarının ve yazdıkları eserlerin izdüşümlerinden hareketle irdelendiği güzel ve kaliteli bir eser. Düşünce kavramının genellikle Yunanî bir kavram olarak algılandığı geniş Arap çoğrafyasında, dinin/teolojinin hegemonyasının zayıflamasıyla ortaya çıkan Arap dağılmışlığının üstesinden gelmek için çok geç geliştirilen bir kavram. Arap düşüncesinin istenerek ortaya konan bir hareket değil de ABD hegemonyasının/batı hegemonyasının baskısı ve İsrail’e karşı yenilginin dayattığı bir arayış sonucu istemeden ulaşılmaya çalışılan bir kavram gibi duruyor. Çünkü aslında esas doğalarına hakim olan dini /teolojik/ metafizik kavramlar... Çünkü bu tarz bir yaklaşım onları düşünmekten kurtarmış ve sorumluluğu yönetenlerin üzerine bırakmıştır. Böyle bir toplumda istenen şey de düşünmek olamayacağı için sürekli bir metafizik arayış ve yakarış içerisinde tekerlekte dolanan bir toplum görüntüsü ortaya çıkmakta. Düşünmek, batılı bir kavram Arap coğrafyasında. Karşısına her zaman Vahiy konulmuş ve buna bağlı olarak insanlar savaşarak ganimetle dünyalarını imar etmeye çalışmışlardır. Ama artık bu zaman diliminde bu mümkün olmadığına göre ne yapılması gerekecektir ? İşte burada zoraki olarak düşünmek zorunda kalan bir Arap coğrafyasından bahsediyoruz. Sorumluluğunu üstlenmekte isteksiz ve bu isteksizliğin ortaya çıkardığı bir dizi benzer veya farklı düşünce çizgileri. Ortaya çıkan düşüncelerin de çoğu eskinin arayışının hülyasıyla yoğrulmuş rasyonel olmayan çizgiler. Rasyonel olanları da yok mu? Elbette var ama bunlar da toplumla bütünleşememiş yapılar olarak kalmışlardır. Özü şu ki, Arap coğrafyasında düşünme yolculuğu çok geç başladığı için toplumsal sorunlarına ve çağın gereklerine uygun yeni sorgulama ve
Çağdaş Arap Düşüncesiİbrahim M. Abu Rabi · Anka Yayınları · 20054 okunma