Puan vermedi·128 syf.··
2026 8. kitabı
·
65 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 11:02
Hastalık acısının sadece insanın bedeni değil aynı zamanda ruhu üzerindeki tesirlerini hatta yaşantısının en ücra ayrıntısını bile şekillendirdiğini yaptığı betimleme ve içinde bulunduğu olayları bize hissettirerek kitabın kahramanıymışız gibi bize aktarmış yazar.Kitabın sonunda kahramanın söylemi olarak yazılanın aksine büyük bir hastalık geçirmeden de her şeyi anlayabilmek bunu edebi bir dille anlatan bir yazarla ve empati duygusu gelişmiş birinde mümkün olduğunu düşünüyorum. Kitapta bundan sonraki hayatımda bakış açımı en çok değiştirecek cümle ise şuraya eklemeliyim:" "Amputation"lar bence hekimliğe dahil bir iş değildir, bunu kasaplar da yaparlar ve bir balta vuruşta bir uzvu uçururlar. Biz, biraz tendürdiyot süreriz ve biraz da kloroformla hastayı uyuturuz. Farkı budur. Doktorluk, bu bacağı ve bu gençliği kurtarmaktır." Bunu sadece hekimlik üzerinden düşünmemek gerek tabi.Herhangi bir alanda eğitim veren bir eğitmenin karşısındaki "bundan bir cacık olmaz" diye tabir ettikleri bireyi fark etmesini,desteklemesini bir yerlere varmasını aracılık etmesi olarak düşünmek gerek.
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Alkım Kitabevi Yayınları · 2012121,1bin okunma
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 02:32
Çok farklıydı! Farklı hissettirdi,farklı bakış açısı sağladı.. Hem gerçek hem hayaldi. Hoşuma gitti. İlk başladığımda Japon isimlerinden dolayı ohooo ben kişileri karıştırıp hiçbir cacık anlamam diye düşünmüştüm ama öyle olmadı. İçinde dört hikaye var ama tüm hikayeler tek bir kafeye bağlı. Hikayeler ayrı ama mekan aynı. İnsanı pişmanlığı,seçimleri, telafi etme çabalarının bahsediyor. Birkutukitap bunu okumama vesile oldu ve gerçekten güzel seçmişler. Yazar ne kadar pürüzsüz düşünüp kaleme almış, çok akıcıydı ve çok beğendim. 10 kere düşün 1 kere davranma fikri yeniden peydah oldu içimde. Kitabı tavsiye ederim. Toshikazu Kawaguchi
1000Kitap
Elveda Demeden ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 2025653 okunma
Reklam
3/10
·376 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 00:00
okuduğum en gerilimsiz "gerilim" kitabıydı. yakışıklı olduğundan ve ağzı iyi laf yaptığından hayatı boyunca kadınları kandırıp onları dolandıran, aldatan bi adam ve onu ne yaparsa yapsın affeden, işkillense bile üzerine düşmeyen, iki güzel sözüne ikna olan 3 5 salak kadın var. döngü şeklinde adam bunları kekliyor, kadınlar da sorgulamadan her şeyi yiyor, olaylar ilerlemiyor başka bi cacık yaşanmıyor, bu dinamik tekrar edip duruyor kadınlar inanılmaz derecede beyinsiz yazılmışlar. adam ayaklı red flag, her bölüm çelişkili konuşuyor, habersiz bi şekilde yok oluyor(diğer manitasına gidiyor) ve telefonlarına 1 hafta cevap vermiyor döndüğünde "iş çok yoğundu, uyuyamadım, telefonu elime alamadım hayatım bıdı bıdı" diyor, hepsi de mutlu huzurlu yuvalardan ve adamın yakışıklı suratından vazgeçmek istemedikleri için susuyor. ömrümü yediler duygular da geçmiyor. mesela adam bi kadından çocuk yaptıktan sonra kendini öldü gibi gösterip hayatlarından çıkmış. gidecek kimsesi kalmadığından seneler sonra onun yanına gidiyor ve kadın "aa biz seni öldü sandık" minvalinde bi tepki verdikten sonra onu evine alıyor, adamın götünden attığı sağlık problemleri için ona para veriyor, kocası geri döndüğü için mutlu oluyor??? kendimi ö kendini ilah sanan manipülatif bi adamın ve saf salak kadınların ilişkisini aynı döngü içerisinde sıfır olay ve sıfır gerilimle okumak isteyen varsa alabilir. bu kitabın hakkı dnf'ti de bi bok olur sandığımdan devam ettim, olmadı sadece giden vaktime yazık oldu adam beni travmaladığından ve sıksa da akma konusunda problem yaşamadığımdan 3 verdim
1000Kitap
Onu Hayatına AlmaLisa Jewell · Olimpos Yayınları · 202617 okunma
2/10
·336 syf.··
2026 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 11:59
Dürüst olmak gerekirse uzaylı kitaplarını sevmiyorum. Özellikle kız karakterin dünyadan kaçırılıp yabancı bir dünyada uyanması gibi klasik konulara ev sahipliği yapan kurguları hiç sevmiyorum. Çünkü aynı olay örgüsü var, anlıyor musunuz? Kaçırılan tüm kadınların ne hikmetse dünyada hiç ailesi yok; yalnız ve mutsuz kişiler. Bunda da mesela, kaçırılmasını sağlayan kişiler genelde şöyle diyor: “Kimsesiz kadınları seçiyoruz.” Tamam, EYVALLAH. Çok mantıklı; sorun çıkmasın diye falan. Ama dünya hiç mi yaşanılır bir yer değil? Tamam, dünya diğer gezegenlere kıyasla aşırı derecede sıkıcı olabilir. Kötü insanlar da var, hatta belki iyi insanlardan daha fazla kötüler var. Bir sürü zorluk çekiyor da olabilirsin ama… Kediler var, köpekler var. Sen iyisin, dünyanın iyi nüfusunu kalkındırıyorsun. Sokakta hiç mi baktığın bir hayvan olmaz? Özlem hiç mi duymazsın herhangi bir şeye? Birden her şeyi kabullenmeleri bana sahte geliyor. Çünkü sonuçta ortada bir bilinmezlik var. Başına ne geleceğini bilmiyorsun. Değişik tiplemeler var; ne kadar yakışıklı ve güzel bulsan da sonuçta uzaylı. Bilmediğin bir türden. Nasıl hemencecik “Ay, onlarla yatmak istiyorum” gibi bir düşünceye kapılabilirsin? Bana aşırı sahte geliyor. Sahte geldiği için de ne karakterlere ısınabiliyorum ne de kitabın içine gömülebiliyorum. Derin bir tiksintiyle, yüz buruşturarak okuyorum böyle konuları. Serinin ilk kitabı Theo’yu bundan daha çok sevdim, Ama bu ikinci kitap benim için yerlerde. Atlaya atlaya okudum. Alice’nin daha kitabın en başında, 20-30. sayfada “Luka, Luka” diye tutturması, aptal aptal bir ruh hâline bürünmesi falan… O an zaten bu ikinci kitaptan pek bir cacık olmayacağını anladım. Özellikle kurtuldukları andan itibaren Alice şöyle diyor: “Ya beni kabul etmezse? Ya benden iğrenirse? Ya bilmem ne
1000Kitap
Luka'yı BulmakVictoria Aveline · Pukka Yayınları · 2024524 okunma
8/10
·309 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 00:15
Öncelikle kitabın çevirisini yapan Dilek Hanıma teşekkür ediyorum.Böylesine akıcı ve yalın bir dile ihtiyacı olan bir eseri kolaylaştırdığı için.İvan İlyiç’in ölümü adlı kitaptan aldığım lezzet vardı.Şans verin derim.Burdan Dostocuğuma sevgiler.Şöyle tertemiz hikayeyi anlatmış dallandırıp budaklandırmamış çeşitli ödülleri de yazarına kazandırmış bir eser.Kitabı beğendim.Kitabımı kıymetli bir meslektaşım da merak ediyormuş.Sanırım bir sonraki durağı ora olacak.Varsa bu kalemden çıkan başka eserler şans verilebilir bence.Beni üzen 2 şey oldu.Birincisi istismar konusuydu.Malum günümüzü takip ediyorsanız elim olaylar zinciri dönüyor dünyada ama biz malak gibi izliyoruz açık tabirle bir cacık etmeden hayatımıza devam ediyoruz.Barış Manço’nun biz batılılaşmak istemiyoruz, çağdaşlaşmak istiyoruz, sözü geldi aklıma.İstismar her anlamda çoğu kişiyi yaralayan müthiş bir ızdırap sebebi.Hikaye Norveç’te geçiyor.Bu torun torbaya karışmış bir kadının yaralı çocuk kalbinin hikayesi.İkinci üzen şey de bu güzel sonla biten bir masal değildi.
MirasVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20216,5bin okunma
7/10
·532 syf.··
2026 22. kitabı
·
97 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 18:27
Kitabı genel olarak tavsiye etmem etmiyorum da zaten. Kendisini bir kaynak olarak asla da önermem. Ehl-i Sünnet olarak birçok kaynağın nereden geldiği belli olmasada bana şii destekli izi v vermesi de oldukça kitaptan uzak durmanızı istememin sebebi. Şii'den bir cacık olmaz. Şiilerin hepsinden en iyisinden uzak durmak gerek. Emevi ve Abbasi halifelerine de yer veriliyor. O dönemdeki olaylarda bir şekilde anlatılmış. Hz. Muhammed’in (sav)hayatını ve İslamiyet’in ortaya çıkış sürecini tarihsel bir çerçeve içinde ele alan bir çalışma. Kitap, yalnızca biyografik bir anlatımla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda 7. yüzyıl Arabistan’ının sosyal yapısını, kabile düzenini, inanç dünyasını ve siyasi dengelerini de aktarıyor. Bu yönüyle hem bir hayat hikâyesi hem de bir dönem panoraması sunuyor. Anlatım kronolojik bir sırayı takip ediyor. Hz. Muhammed’in (sav) doğumundan başlayarak peygamberlik süreci, Mekke dönemi, hicret, Medine’de kurulan toplumsal yapı ve İslamiyet’in yayılma aşamaları ele alınıyor. Olaylar aktarılırken dönemin şartlarına da yer veriliyor; böylece gelişmeler yalnızca bireysel bir çerçevede değil, tarihsel bağlam içinde anlatılıyor. Metin daha çok bilgi odaklı bir dil kullanıyor. Rivayetler, tarihsel kaynaklar ve farklı anlatımlar bir araya getirilerek genel bir tablo çiziliyor. Genel olarak eser, biyografi ile tarih anlatımı arasında bir yerde duruyor. Hz. Muhammed’in (sav) yaşam sürecini aktarırken, aynı zamanda İslam toplumunun oluşumunu ve erken dönem gelişmelerini de birlikte ele alıyor. Bu açıdan, dönemi bütünlüklü bir şekilde görmek isteyen okurlar için düzenli ve sistematik bir anlatım sunuyor.
Araştırma-İnceleme
Hz. Muhammed ve İslamiyetEric Schroeder · Kapı Yayınları · 20204 okunma
Reklam
Reklam