Puan vermedi·136 syf.··
2026 57. kitabı
Karamanlılar; Anadolu'ya (10000) on bin oba (çadır) olarak geldiklerinde başkanları Sadeddin Bey'di. (12. yy. sonları, 13. yy. başları) Yazları Sivas yöresine gelip, kışları da İran taraflarına giderek konar-göçer bir yaşantı sürdürüyorlardı.Sadeddin Bey ölünce, yerine oğlu Nureddin'i Bey seçtiler. Nureddin Bey ilk olarak Ermeniler elinde olan Ereğli Kalesini aldı. Sonra Selçuklu sultanına asi olan Sivas beyi Hacı Bahadırın elinden Sivas kalesini de aldıktan sonra, bir de bağlılık mektubu yazıp kalenin anahtarını sultana göndererek bağlılığını bildirdi. Bundan çok memnun olan sultan; o sıralar Ermenek ve Mut yöresinde yaşayan Türk obalarının kalelerdeki Ermenilerden şikâyet etmeleri üzerine Nureddin Bey'e bir mektup yazıp, asker çekip buralara gelmesini, kaleleri Ermenilerden almasını, alabildiği kaleleri kendisine vereceğini bildirdi. Nureddin Bey, sultanın emrine uyarak askerlerini toplayıp 1227 yılı sonlarında Ermenek yakınında Kamış Yaylasına kondu.
Karamanoğlu Atası Nûre SofîŞerafettin Güç · Berikan Yayınları · 20162 okunma
Osmanlı'nın Kuruluş Sancılarına Akıcı Bir Yolculuk:
Puan vermedi·192 syf.··
2026 7. kitabı
·
151 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 16:15
Kosova'ya Düşen YıldırımTarih kitaplarında genellikle sadece isimler, savaşlar ve tarihler arasında kayboluruz. Ancak Nazım Yaşar bu kitabında kuru bir anlatımdan sıyrılarak bizi Sultan I. Murad (Hüdavendigar) döneminin o fırtınalı atmosferine, at sırtına ve çadır önlerine götürüyor.Kitabın arkasında çok ciddi bir saha emeği var; yazarın bizzat Balkanlar'ı ve Kosova'yı gezip o ruhu koklayarak bu satırları yazdığı her sayfada hissediliyor. "İki evlat bir devlet" mottosu, koca bir imparatorluğun büyüme sancılarını ve taht mücadelelerinin perde arkasını harika özetlemiş. Klasik tarih kitaplarının aksine kurgu ile tarihi gerçeklik çok güzel harmanlanmış, adeta bir dönem dizisi izliyormuş hissi veriyor. Özellikle Osmanlı kuruluş dönemine, Balkan fetihlerine ilgi duyan ve kalın tarih kitaplarından gözü korkan okurlar için nokta atışı bir tercih olacaktır. Kitaplığımda iyi ki yer bulmuş dediğim, akıcı ve keyifli bir popüler tarih anlatısı. Kesinlikle tavsiye ederim.
1000Kitap
Kosova'ya Düşen YıldırımNazim Yaşar · Benim Hocam Yayınları · 202525 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Kitabın başlangıcı bile Türk’ün ne kadar medeni ne kadar ileri görüşlü ne kadar ince fikirli olduğunu gözler önüne sererek ilerliyor.alparslan’ın Diojen karşındaki tutumu onun onurunu incitmemek için yanında çadır kurdurması fakar ülkesine dönen diyojenin kendi tarafında gözleri oyulması ve ölmesi melikşahın zaferi kardeşine nasip olsun diye dua etmesi takvimin yenilenmesi avrupanın ise 1582 de takvimi düzeltmesi bakın durun daha başlamadık I haçlı seferi 1096-1099: Günaha bulanan hristiyanların tövbe etmesi zengin günahkar için 4 ing altını fakir için 9 şiling bununla da yetmeyip 300 yıllık bir günahkar cezası çıkıyordu din buna bir kılıf buldu ve haçlı seferine katılacak olanların günahlarının affedileceğini duyurdu hatta ölenlerin cennete gideceği Papa II urbanus fransa’ya dönerek Clermont Konsilini topladı fransanın en önemli lideri Tolulouse kontu Raymond de Saint Gilles ve başpiskopos Adhemar de MOnteil talip oldular oluşan haçlı ordusuna katılım büyüktü kadınlar çocuklar herkes içindeydi ( nede olsa günahları affedilip cennete gidecekler ) Bizans imparatoru I Aleksios bu büyük kalabalığı istemedi çünkü geçtikleri yerleri talan edecek çok zarar vereceklerdi ki öyle de oldu .bunun üzerine Aleksios haçlılara refakatçi ordular verdi . Ağustos 1096 yılında 4 esas haçlı ordusu avrupanın değişik yerlerinden yola çıktı . 1.ordu Fransalı Franklar ordusu Vermandois kontu hugue le grand robert courteheuse ve robert flndralı loren kaynaklı orduyu gecikmeyle takip edecek 2.ordu Loren kaynaklı ordu almanyayı geçip balkanlara kuzeyden girecek aşağı loren dükü godfrey de Bouillon kardeşi Baudouin de Boulogne ve kuzeni Bourglu Baudouin 3.ordu Güney Fransalılar ordusu Toulouse kontu IV Raymond veya Raymond Saint -gilles kuzey italyadan balkanlara girip Sırbistan ve Makedonya
Türklere Karşı Haçlı SeferleriRaşid Erer · Kaknüs Yayınları · 200218 okunma
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Mö.587 Babilliler tarafından tapınak yerle bir edildi ve Yahudiler 50 yıl sürgün yediler. Pers kralı keyhüsrev Babil devletini yıkınca Yahudilere geri dönme izni verdi ve tapınağı yapmalarında yardım etti. Bölge büyük İskender ile Makedonya hakimiyetine sonra mısır ile Helen krallığı seleukasların eline geçti. IV.Antiochus Epifanus mabede yunan ilahlarını koyarak tapmaya zorladı Makkabi isyanı çıktı Haşmonaim sülalesi egemen oldu. Roma hakim olunca Yahudi kralı Herod mabedi genişletti fakat Roma Ordusu Titus tarafından tapınak yıkıldı. asıl felaket roma imp. Hadrianus zamanında yaşandı Bar Kohba’nın çıkardığı isyana kızan Hadrianus tarafından izi kalmayacak şekilde yok edildi ve Judea olan bölgenin ismi Palestin (Filistin ) konuldu. Kudüs’teki bilinen ilk Türk 766-809 yılları arasında halifelik yapan Harun Reşit’in hanımı Sogdlu Türk Maride İlk Türk yönetici 838-841 Abbasi orduları komutanlığını yapan Fergana Türk hükümdarları soyundan Hayder Bin Kavus 878 Tolunoğullarına bağlandığında valiler Türk’tü 1095 Clermont konsili papa urbanus Bizans imp Alexios elçileri ile bir araya gelir ve İstanbul’da haçlı ordusu toplanır 15 ağustos 1096 Meryem’in göğe yükseldiği tarihte İstanbul’dan hareket ederler. Bu arada önemli nokta iki kilise birbirini aforoz etmesine rağmen ortak karar almıştır. Theodor herzl II Abdülhamid’den Kudüs’ü Yahudilere toprak satılmasını istemiş Abdülhamid bunu engellemiştir. Zaten tahttan indirilmesinde sebataycılar ve yahudilerin payı büyüktür. 1189 III. Haçlı seferi ve yenilen İngiltere kralı aslan yürekli Richard gelişini kasteden İngiliz işgal orduları komutanı Edmund Allenby 11 aralık 1917 yılında Selâhaddin Eyyubi’nin mezarını tekmeleyerek kalk Selâhaddin yine biz geldik ( Haçlı Zihniyeti ) demiştir. Bu kin ve bitmeyen nefret hala devam
Kudüs'ün Gizemli TarihiPelin Çift · Destek Yayınları · 20161,427 okunma
Adalet Ağaoğlu - Ölmeye Yatmak
Puan vermedi·400 syf.··
2026 7. kitabı
Adalet Ağaoğlu Ölmeye Yatmak Post-modern bir eser olduğu için inceleme yapmak da özetlemek de oldukça zahmetlidir. Eserin en önemli özelliği cumhuriyetin ilk yıllarında milletin inkılaba karşı maddi ve manevi yaklaşımını yansıtmasıdır. Bence bu işi oldukça objektif yapmaktadır. Bazı kısımlarda açık giyinmenin, kadın erkek ilişkilerinde rahat hareket etmenin medeniyet sayılması bina örnektir. Bu arada sürekli Ulus'tan, Hergele Meydanı'ndan, Numune Hastanesi'nden bahsedilen eseri İbni Sina Hastanesi'nde sesli kitap şeklinde dinlemem de feleğin bir cilvesi gibi oldu. Eserde o dönemdeki yolsuzluk çeşitlerinden de bahsedilir. Buna göre halka o yoklukta karneyle kumaş verilmektedir. Bazı uyanıklar bunları insanlardan el altından alıp kendi dükkanlarında satarken bazı esnaflar kırk liralık kürdanı 41 liraya sattığı için ceza almaktadır. Meşhur Aşkale Kampları'na Varlık Vergisi nedeniyle gayrimüslimlerden ziyade Türklerin gönderildiği aktarılır. Yazarın solcu olduğu eserden oldukça net anlaşılıyor, aslında bence de o dönem için aşağı yukarı öyle olan ilk dönem Türkçülerini (ilk Atsızcılar, bunlar ikinci Dünya Savaşı'na girelim, İsmet Paşa basiretsizdir gibi görüşleri savunan biraz dalyarak tiplerdir) biraz daha öcüleştirerek anlattığını gördüm, sonra Vikipedi'den bakınca kendinin de Ödp'den milletvekili adayı olduğunu, "Yetmez Ama Evet" toplantılarına katılıp öğrencilerden yumurta yediğini gördüm. Tam olarak benim gözümdeki ılık solcu kategorisine girdi diyebilirim. Nedense böyle tiplere saygı duyamıyorum. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ABD'nin bize şeker, kullanılmış postal vs. verdiğini ve memlekette karneyle dağıtılıp karaborsa olan şekerin bu dönemde bollaştığını, çoğu insanın ayağının derli toplu bir ayakkabıyı ilk defa bu dönemde gördüğünü eserden öğrendim. Ayrıca
Ölmeye YatmakAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20195,7bin okunma
Puan vermedi·211 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 00:00
Kırmızı Saçlı Kadın'ı bitirdiğimde, içimde hem babasını kaybetmiş bir çocuğun o tanıdık öksüzlüğü hem de kaderin o kaçınılmaz ağlarına takılmış olmanın getirdiği musibet bir çaresizlik vardı. Kitap beni o eski, kurak Mahmutgata kasabasına, o kuyu kazma seslerinin yankılandığı derin sessizliğe öyle bir çekti ki, sayfaları çevirirken resmen burnuma o nemli toprağın, o ter kokusunun eziyeti geldi. Cem’in, ustası Mahmut Usta ile kurduğu o baba-oğul bağı ve o çadır tiyatrosundaki kırmızı saçlı kadına duyduğu o ilk, o yakıcı gençlik aşkı içimi sızım sızım sızlattı. Ama beni asıl darmadağın eden şey, o kuyunun başında yaşanan o talihsiz kaza ve Cem’in ömür boyu sırtında taşıyacağı o devasa suçluluk duygusu oldu. Pamuk, Doğu’nun Rüstem ile Sührap hikayesiyle Batı’nın Oedipus mitini öyle bir ustalıkla harmanlıyor ki, insan kendi tarihinin ve babasının günahlarından asla kaçamayacağını anladığı an boğazı düğümleniyor. Yıllar sonra o kuyunun başında, geçmişin o kanlı canlı gerçeğiyle yüzleşildiğinde, kaderin o korkunç ironisi karşısında gözyaşlarımı tutamadım. Kapağı kapattığımda, o karanlık kuyunun dibine bakıp kendi babamı, kendi köklerimi ve hayatta yaptığım o geri dönüşü olmayan hataları düşündüm. Kırmızı Saçlı Kadın, benim için sadece bir aşk ya da cinayet romanı değil; babasızlığın, suçluluğun ve bizi her saniye sinsice izleyen o kör talihin kalbimi sızlatarak anlatıldığı sıcacık, sarsıcı bir modern trajedi.
Alıntı
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,2bin okunma