Acaba neden ruhça ayrılmaya bedence ayrılmaktan daha kolay dayanırız? İçimizden veda etmek geldiği halde bunu söyleyecek kudreti kendimizde neden bulamayız? Birbirlerine yürekten bağlanmış dostlar, uzun yolculuklardan, ya da yıllar yılı sürecek ayrılıklardan önce niye her zamanki gibi davranırlar, sanki bir gün sonra buluşmayı, kararlaştırmış gibi her zamanki havalarında dururlar da o dillerinin ucuna gelen bir tek kelimeyi söylemezler, tasarlanan bulusmanin asla gerçekleştirilemeyeceğini düşünmek bile istemezler? Ihtimallere dayanmak gerçeklere dayanmaktan daha mı zordur? Ölmek üzere olan dostlarımızdan kaçmayız. Sevgi, şefkat duygularyla dolu olarak ayrıldığımız dostlarımızla gerektiği gibi vedalaşmamış olmak çoğu kere hayatımızın geri kalan kısmını bize zehir eder.