Kitabı elime alırken ilişkiler konusunda terapi seansı geçirmeyi beklemiyordum. Beklentilerimden tam olarak emin olmasam da bu kitabın beklentilerimden fazlasını verdiğine eminim. Sadece romantik bir ilişki içerisinde olanlar ya da kendini erkek-kadın cinsiyet kalıbının içine koyanlar değil, herkesin okuması gereken bir kitap olduğuna inanıyorum. Yazıldığı dönemin şartları için güzel hatta belki mükemmel bir rehber olmuş olabilir. Günümüzün değişen cinsiyet rolleri ve algıları, ilişki düzey ve yaşayışları kitabın belirttiğinden farklı olsa da, kitabın öğretileri her türlü ilişki için esnetilebilir ve uyarlanabilir. Bana daha geniş bir perspektif ile olaylara bakmayı, karşımdaki insanla (iletişim halinde olduğum her türlü birey) empati kurabilmeyi ve bir şey istiyorsam bunu dolaylı yoldan anlatmak yerine direkt olarak söylemeyi öğretti. Tabi ki bütün bu öğretilerin sindirilmesi hemencecik olmuyor, yıllara yayarak okuduğum bir kitap olduğu için okuduğum ve üzerine düşündüğüm bölümlerin gerçek hayatta nasıl şekil alabileceğine de şahit oldum. Elbette ki kimseye uzun uzadıya senelere bölerek okuyun demem. Ben not çıkararak ilerlemeyi düşünmüştüm en başta, ancak sonradan fark ettim ki hatırlamam gereken bir şey olduğunda her zaman kitabı alıp tekrardan okuyabilir, belki ilk seferinde görmediğim bir ayrıntıyı fark edebilirdim. Tavsiyem, kitabı okurken herhangi bir cinsiyettenmiş gibi davranmamanız ve mümkün olduğunca objektif kalmaya çalışmanızdır. Böylece kitapta anlatılan her iki uzaylıyı daha rahat anlar ve belki içinizde diğer gezegenden olan bir parçanız olduğunu fark edersiniz. Yazar her ne kadar erkeklerin Mars'tan kadınların ise Venüs'ten geldiğini savunan bir metafor kullansa da ben bunu günümüze uyarlayıp bir yanımız Mars'tan bir yanımız Venüs'ten demek istiyorum.