Okurken zaman zaman kendi çocukluğuma döndüğüm zaman zamansa kendi çocuğuma neyi eksik yaptığımı yada hangi davranışın yanlış olduğunu sorguladığım bir başucu kitabı… Aslında çocuklarında bir insan olduğunu, bizi bazen zorlayıcı hareketlerin altında yatan mesajı çok güzel örnekler ile anlatmış yazar bize. Özellikle annesiyle travmatik geçmişi olan ebevynlerin eline mutlaka bu kitabı almasını öneririm.Sağlıklı bireylerin oluşturduğu bir toplum sağlıklı, bilinçli bir çocuk yetiştirmekten geçer. Ve sağlıklı bir çocuğun kesinlikle bağırma, dayak atma, ceza verme gibi negatif disiplinle yetişmeyeceğine kitabın sonunda ikna oluyorsunuz. İyiki yolum bu kitapla kesişmiş…
Havası kirli olan bir yerde temiz bir hava isteriz. Soğukta sıcağı, sıcakta soğuğu ararız. İki sene önce sevindiğimiz telefonumuza yüz düşürürüz. Siyahımız olsa beyaz için çabalar beyazımız olsa siyah için çırpınırız. Çünkü biz nankörüz. Şükür bizim neyimize… On sene ev için çalışırız ama bir sene sonra çalıştığımız evi beğenmeyiz. Sürekli birini diğerine kıyaslarız. Çünkü yetinmeyi bilmeyiz. Sahip olduğumuz güzellikleri asla görmeyiz. Mizacımız böyle, en iyisine sahip olmayı kendimizi geliştirmek zannederiz. Dolabımızda en az on tane beyaz t-shirt vardır, çünkü detayını sorsalar cevap veremeyeceğimiz baskıları farklıdır. Körüz yani anlayacağınız. Göremeyiz güzel olan hiçbir şeyi… Yaşamak için bir engelimiz yoktur ama ufak şeyleri kendimize engel görmeyi pek güzel beceririz. On gün işe gitsek “tükenmişlik sendromu” yaşıyorum deriz. Oysaki bilmeyiz, sabah ezanında kalkıp ağırda süt sağmayı kışın soğuklarında. Çünkü Starbucks’tan kahve alıp bütün gün bilgisayar başında masa başı işler yapmak bizim için sendrom yaşatacak kadar zor bir süreçtir. Bir dedikodu olduğunda nasılda toz olup havaya karışır sendromlarımız. Çünkü boş vaktimiz çoktur. Bilge cahilliğimiz ile her konu hakkında yorum yapmaya bayılırız. Her şeyi eleştirebilecek kadar her şeye sahibiz, her şeyi deneyimlemişizdir ama hala bir şeyler eksik diye durmadan planlar programlar yapmaya devam ederiz. Empatimizin bütün yerini egomuza bırakmışızdır. Barıştan kardeşlikten bahsederken birilerinin arkasında düşmanlık vazifemizi yapmaya devam ederiz. Çünkü kabullenmeyiz ama iyi biliriz, insanın insana olan düşmanlığını… Kadına şiddette isyanlarda ses çıkartmada bir numarayızdır ama icraatta “Allah yardımcısı olsun”culardanız. Biz, evet biz insanlığın yüz karasıyız. Değeri parayla, itibarı parayla, saygıyı parayla