Çağla Vardar

Çağla Vardar
@caglavdr1903
Bir hilalin uğruna ne güneşler batıp duruyor…
Puan vermedi·272 syf.··
2026 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 13:25
Oysa zübüklük bizde, bizim içimiz de. Onları biz kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra, kendi zübüklüklerimizin bitek zübük'te birleştiğini görünce ona kızıyoruz... Eşsiz bir kitap oldu benim için... Mizahi yanı bir yana ders niteliğinde bir kitap, şöyle oturup başını ellerinin arasına alıp uzun uzun düşünesi geliyor insanın kitap bittikten sonra. Evet zübükler her yerde, içimiz de dışımızda orada burada şurada.. toplum olarak sorunumuz eğitimsizlik, okumamazlık, okuduğumuzu anlamamazlık yada. Bilmem kaç yıl olmuş kitap çıkalı ama değişen hiç bir şey yok ülke de her şey ve herkes yine aynı hatta daha kötü... Yani kitap üzerine uzun uzun sohbetler edilmesi gerekiyor, mutlaka anlayarak okumak gerekiyor diye düşünüyorum. Bir mizahsen değil bu kitapta yer alanlar bunun bilincine varırsak daha da düşünülmesi gereken konular çıkıyor ortaya.. Büyük bir keyif aldım okurken, keyifli okumalar..
ZübükAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 20128,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 01:16
Samipaşazade Sezai tarafından yazılan Sergüzeşt, hem aşk konusunu hem de esaret yani kölelik konusunu işlediği harika bir eserdir. Kafkasya'dan getirilip İstanbul'da esir olarak satılan Dilber'in hikâyesini anlatır. Dilber'in ilk satıldığı evde hem psikolojik hem de fiziksel şiddet görmesinin sonucundan kaçması ama mecbur kalıp tekrar oraya dönem zorunda kalması söz konusudur. Daha sonra buradan ayrılıp Asaf Paşa konağına satılır. Burada Celal Bey ile olan aşkları çok kısa sürer ve roman en son trajedik bir şekilde son bulur. Roman genel olarak esaret yani kölelik üzerinde ilerlemektedir. Yazar burada kölelik sistemini sert bir dille eleştirmektedir. Yaşadığı dönemi ve eserin yazdığı dönem de incelendiğinde Osmanlı devleti böyle durumların söz konusu olduğu görülecektir. Yazar bu yüzden yaşadığı dönemin bir problemini ele alarak eleştiri de bulunmaktadır. Dilber'in yaşadığı kötü muameleler sınıfsal ayrımı net bir şekilde gözler önüne sermektedir. Ben bu eserde günümüzde kölelik sistemini farklı bir şekilde uygulandığını düşünüyorum. Patronların çalışanları üzerinde mumale gibi daha da uzatılabilir. Eserde bir diğer önemli nokta ise aşktır. Dilber ile Celal Bey'in aşkı sınıfsal ayrımdan kaynaklı olarak bir noktadan sonra kırıldığı görülmektedir. Celal Bey'in annesinin durumu öğrenmesi ile hemen Dilber'in Mısır'a sürgün etmesi aslında Zehra Hanım'ın çok katı bir sınıf ayrımı düşüncesine sahip olduğunu ve bunun da o dönemdeki birçok insanın düşüncesinde olduğunu da bilmekteyiz. Bir diğer önemli nokta ise hürriyet konusudur. Dilber'in Mısır'da kilitlendiği yerde Cevher sayesinde kaçmasına rağmen gidecek bir yerinin olmaması ve gerçek özgürlüğü ölümde bulunması trajedik bir sondur. Eser, genel olarak yazıldığı dönemde ele alınarak incelendiğinde çok başarılı buldum. Hem
Duygu ve Düşünce
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202256,4bin okunma
Puan vermedi·656 syf.··
2026 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 02:12
Henüz satırlarına başlamadan evvel, zihnimde yazarın masasının başında süzülen bir hayal belirdi… Sanki odasındaydım, düşüncelere dalarken alnında oluşan kıvrımları, gözlerindeki uzak bakışı, kalemini bir kez duraksayıp sonra yeniden kâğıda dokunduruşunu izliyordum. Her kelimenin doğuşuna, karakterlerin can buluşuna, hikâyenin bir damla birikmiş ruh gibi sayfalara süzülüşüne tanıklık ediyordum. Bütün o hazırlık, bütün o yazınsal devinim, işte bu roman içindi… Ve ne güzel ki biz de onun yolculuğuna bir okuyucu olarak dâhil olduk. Bu eser uzun soluklu bir nehir gibi… Başladığınızda sizi içine çekiyor ve nereye götürürse götürsün, akışından kopamıyorsunuz. Hiçbir detay boşa değil, hiçbir karakter sahipsiz değil. Her kelime bir damga gibi zihne çöküyor, her sahne bir resim gibi gözde beliriyor. Bütün bu ustalığın altında yatan tek şey gerçek bir yazarlık mahareti. John Steinbeck John Steinbeck her ne kadar “benim başyapıtım” dese de, bana kalırsa bu roman yalnızca bir başyapıttan fazlası, bir yürek atışı, bir insanlık aynası. Benim için ise Gazap Üzümleri Gazap Üzümleri — kitaplığımın başköşesinde duracak bir kıymetli mücevher. Roman, 20. yüzyıl başlarının Salinas Vadisi’nde başlıyor. Hamiltonlar ve Traskların hikâyesiyle örülmüş bir zaman tüneli bu. Fakat satır aralarına gizlenmiş asıl hikâye, Habil ile Kabil’in binlerce yıllık o kadim çarpışması… İyilik ile kötülüğün, seçilmişlik ile vazgeçilmişliğin, kader ile iradenin çağdaş bir yankısı. Trask ailesi üzerinden üç kuşak boyunca aktarılan bu anlatı, her kuşağın kalbine ince ince işlenmiş. Cyrus Trask, oğulları Adam ve Charles, ardından Adam’ın oğulları Aron ve Caleb… Her biri iyilikle kötülüğün arasında, seçimlerinin izini sürerken bize insan olmanın ne demek olduğunu hatırlatıyor. Ve şu iki karakter: Samuel Hamilton
1000Kitap
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,5bin okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 00:19
Hayatta bazen insanın en büyük yükü, kalbinin saflığıdır. İyi niyetle atılan her adım, zorluklarla sınanır. Bu zorluklar, kişinin yolunu taşlarla döşer ama aynı zamanda ruhunu incelikle işleyen bir sanatçı gibi yeniden şekillendirir. Kitap, işte bu sancılı ama bir o kadar da anlamlı yolculuğun hikayesini anlatıyor. İyilik, her zaman ödüllendirilmez; bazen yalnızlık getirir. İnsan, kalbinin güzelliğiyle çevresindeki sertlik arasında sıkışır. Bu noktada, eserin en çarpıcı mesajı belirir: Zorluklar, kalbi temiz olanın cesaret madalyalarıdır. Her satır, bir yarayı sarmak için yazılmış gibidir. Hayatta karşılaşılan haksızlıkların ve kırıklıkların nasıl anlamlı bir bütün oluşturabileceğini derin bir şekilde hissettirir. Yazar, okuyucuyu kendi içine dönmeye davet ediyor. Zor zamanların ardından gelen huzurun ancak insanın kendisiyle barışık olmasıyla mümkün olduğunu anlatıyor. "Neden hep ben?" sorusunun cevabı satır aralarına gizlenmiş: Çünkü iyilik, taşlı yollarda yürümeyi göze alabilenlerin işidir. Anlatım, samimi ve içten bir dostun sesi gibi. Her kelime, bir teselli cümlesi; her paragraf, bir umut ışığı. Kitabı okurken, yalnız olmadığınızı, yaşadığınız her zorluğun başka bir ruhun yolculuğunda da yankılandığını hissediyorsunuz. Her şeyden vazgeçmeyi düşündüğünüz o anlarda, kitabın fısıldadığı şu cümle unutulmaz: "Kalbinin iyiliği senin en büyük gücündür." Bu basit ama derin anlam taşıyan söz, insanın omuzlarındaki yükü hafifletiyor, yolunu aydınlatıyor. Eser, iyilik ve cesaret arasındaki o görünmez bağın farkına varmanızı sağlıyor. Çünkü her iyilik, cesaretin bir tezahürüdür. Her ne kadar bu yol zor olsa da, kalbinize dokunan bu kitap, o zorluğun ödüllerini gözler önüne seriyor. Zorlukların insanı nasıl dönüştürdüğünü, iyiliğin her şeye rağmen ne kadar güçlü bir
1000Kitap
Kalbi İyi Olanın Yolu ZordurMiraç Çağrı Aktaş · İndigo Kitap · 20241,458 okunma
7/10
·400 syf.··
2025 40. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 17:33
Orhan Kemal'in 'ağlayarak yazdım' dediği romanı El Kızı. Selam arkadaşlar öncelikle bu kitabı okurken sinir krizi geçirdiğimi söylemek istiyorum, yeşilçam filmlerini aratmayan bir kurgu okuyoruz. Orhan Kemal'den okuduğum ilk eser. Yazar zaten toplumsal gerçekçiliğe önem veriyor ve bunu eserlerinde de görüyoruz. Eserde ana karakterler Mazhar, Nazan, Hacer. Mazhar, eşi ve annesi arasında kalan önceleri çaresiz hisseden daha sonra kendince çıkış yolları arayan bir karakter. Nazan kaynanası tarafından hiç sevilmeyen hor görülen, kıskanılan sessiz sedasız bir gelin. Hacer ise gelinine dünyayı dar eden kıskanç manipülasyoncu bir kaynana. Yani bu kaynanayı şöyle açıklayayım; oğlu, (yani Mazhar) gelini Nazan'a yüzük aldı diye dünyaları yıkıyor. Sanane be kadın diye diye çevirdim sayfaları. Şimdi karakterlerden de anlayacağınız üzere yeşilçam filmi izliyor gibi oluyorsunuz, oldukça akıcı ve temposu hiç düşmeyen bir kitap. Okurken sürekli öfkem hakimdi. Kadının toplumdaki yeri, kadına bakış açısı, gelin kaynana olayları, Türk edebiyatının klasik kurgularından. Detay vermek istemiyorum ancak bu üç karakter çıkış yolu arıyor kendilerince, her birinin kendince problemleri var her ailede olduğu gibi. Aslında Orhan Kemal gerçekten topluma ışık tutmuş bu eserinde, klasik diyoruz ama günümüzde hala böyle hayatlar var bence. Nazan kaynanasıyla nasıl başa çıkıyor? Mazhar annesinin kıskançlıklarıyla savaşırken bir yandan eşiyle diğer çiftler gibi normal bir hayat yaşamak istiyor, ancak annesi gibi bir kadınla asla mümkün değil, kendince o da yanlışlar yapıyor... Ve tesselliyi başka kadınlarda arıyor... Yine yine yine çaresiz, aşağılanan hep kadın oluyor. Ben o yüzden böyle eserleri pek okuyamıyorum artık yetti bana :) Şimdi tavsiye ediyor muyum etmiyor muyum kısmına geliyim bu
1000Kitap
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
Reklam