“…yakında ölecek. Bunu o da biliyor, aynaya bakması kafi. Her gün, cesedine biraz daha benziyor. Tecrübe dedikleri bu işte. Tecrübelerin, ölüm koktuğunu sık sık düşünmem de bu yüzden; onların son savunmasıdır bu. Doktor buna inanmak, yapayalnız, bomboş, geçmişsiz biri olduğunu, zekâsının körelip vücudunun çürümeye yüz tuttuğunu görmezden gelmek, bu korkunç gerçeği örtmek ister. O zaman bunun yerine koyacağı küçücük bilgeliğini yaratmaya, onu en kullanışlı hale getirmeye çalışır: Yani ilerleme kaydettiğini söyler kendine. Ara sıra düşüncelerinin içinde kayboluyor ve her şey zihninin içinde dönmeye mi bağlıyor? Çünkü muhakemesi, gençlik zamanındaki gücünü kaybetmiştir. Kitaplarda okuduklarını anlamıyor mu? Çünkü artık kitaplardan çok uzaklaşmıştır. Artık sevişemiyor mu? Çünkü bunu eskiden yapmıştır. Geçmişte sevişmiş olmak hâlâ sevişebilmekten iyidir: Aradan zaman geçmiş olduğundan insan doğru yargılara varır, karşılaştırmalar yapar, üzerinde düşünür. Böylece doktor, kadavrayı andıran korkunç yüzünü aynada görmeye dayanabilmek için, tecrübenin bütün izlerinin yüzüne kazındığına inanmaya çalışmaktadır.
…”