Çağrı Yenigün

Çağrı Yenigün
@cagriyenigun
Hekim
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi
Aydın
1997
197 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2026 22:16
Yusuf Atılgan, kitaba başlarken kendine has düşünce akışı tekniğini ustalıkla kullanmış. Aynısını Aylak Adam’ı okurken de hissetmiştim. Giriş bölümü okunduğunda genellikle “Ben ne okudum lan?” hissi uyandırır; kendinizi salak gibi hissedersiniz. Ancak ilerledikçe parçalar yerli yerine oturur ve anlatının yapısı anlaşılır. Spoiler içerir! Kitap bize Zebercet’in ruhsal dünyasına dair güçlü psikodinamik ipuçları sunuyor. Bu ipuçlarını, etkileyici bir sembolizmle yansıtıyor. Sembollerden ilki, Anayurt Oteli: Zebercet’in psişesinin mekânsal yansımasıdır. Zebercet, otelin dışına çok nadir çıkar; günlük yaşamını belirli rutinler çerçevesinde düzenler. Otel içinde farklı odaların kontrolünden sorumludur ve anahtar sembolüyle bu odalara giriş çıkışı sağlar; böylece kontrolü elinde tutar. (Bir parantez açalım: Kitabın başından sonuna kadar hem düşünce dünyasında hem de davranışlarında obsesif birçok öğe bulunur. Örneğin, bıyık obsesyonu: “Acaba bu sabah bıyığı var mıydı? Etraftakilerin bıyıkları nasıldı?” gibi ayrıntılara takılır. Ayrıca, erotomanik bir saplantı olarak gecikmeli Ankara treni ile gelen kadını görüyoruz. Eylemlerinde ve ritüellerinde bu saplantılar bariz şekilde ortaya çıkar. Tüm bunlar, Zebercet’in psişesinin katı bir süperego ile şekillenmiş olabileceğine işaret eder.) Odalardan biri Zebercet için ayrı bir önem taşır: gecikmeli Ankara treni ile gelen kadına verdiği 1 numaralı oda. Başlangıçta bu oda, Zebercet’in çok nadir uğradığı, varlığını yok saydığı özel bir mekândır. Sadece özel misafirlerine verdiği bu oda, ileride erotomanik saplantıları doğrultusunda ritüellerini gerçekleştirdiği ve libidinal bir katarsis yaşadığı alan haline gelir. Beklediği kadına duyduğu arzu burada şekillenir; bir nevi objet petit a’nın mekânsal fiksasyonu olarak okunabilir.
Psikoloji
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Reklam
Spoiler İçerir!
10/10
·303 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2023 20:52
Kitaptaki salgın teması, son yaşadığımız salgının izleriyle birlikte, bizi içine çekiyor. Salgın psikolojisinin insanlar üzerindeki farklı tezahürlerini görmek mümkün. Tüm bunları okuyunca çarpıcı bir şekilde görüp fark edeceğiniz üzere, salgını anlatmayı bir kenara bırakıyorum. Bu kitapta özellikle irdelemeye değer birkaç bölüm gözüme çarpıyor. Bunlardan birincisi Tarroux'nun gönüllü olarak sağlık kollarını kurmaya karar verdiği bölümdür. Buradaki bu fedakarlık örneği gözler önüne serilirken devreye "anlatıcı" girer. Anlatıcı araya girme ihtiyacı duyar çünkü, bu konuya dair herhangi bir kahramanlık güzellemesi yapmayı reddeder. Şayet Doktor Rieux de, Tarroux da, üzerilerine düşeni yapmaktadırlar. Kitabın sonunda öğreniyoruz ki aslında anlatıcı doktorun ta kendisi, Rieux. Rieux bir doktor olarak, yaptığı işi bir kahramanlık için yapmadığını, görev bilinci ve ahlak duygusu ile yaptığını bize dolaylı olarak ima ediyor. Ayrıca kendisinin ağzından da dürüstlük nedir sorusuna yanıt olarak şunu duyuyoruz: "Genel anlamda bilmiyorum. Ama benim durumumda mesleğimi yapmaktır." Bir hekim olarak, meslek ahlakının böyle gözler önüne serildiği bir karakterle bağ kurmamak elde değildi. Bir başka dikkatimi çeken nokta, Yabancı romanına olan göndermeydi. Cotard'ın takıldığı ortamın birinde, figüranlar kendi aralarında bir Cezayirlinin öldürdüğü Arap üzerine konuşulur. Yabancı'yı okuyanlar bu ayrıntıyı hemen fark eder. Kitabın fikir olarak en yoğun olduğu bölümünde de aslında Yabancı romanındaki fikir esintilerini hissetmek mümkün. Bu bölüm bence şüphesiz, Tarroux ile Rieux'nün terastaki konuşmasıdır. Tarroux'nun hayat hikayesini dinleriz; babası bir ağır ceza hakimidir, birgün oğlunu duruşmaya götürür, Tarroux bu duruşmada bir mahkumun idama çarptırıldığına tanıklık eder. Bir
Edebiyat
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
1720'lerden 2020'lere...
Puan vermedi·99 syf.··
2022 2. kitabı
Mehmet Çelebi Fransa'ya vardığında elini kolunu sallayarak giremez. Önce HES kodu ibraz etmesi gerekir. Maske mesafe hijyen kurallarına dikkat edilir ve çelebiyi bir adada karantinaya alırlar :) Kendi kaleminden alıntılarsak çok da farklı olmadığını göreceksiniz: "... Bunların vilayetlerindr büyük hastalık çıktıkda, başka vilayetlerden gelen kimesnelerce nice günler karışmayup temas etmeksizin konuşup sohbet ederler. Bizim vardığımız esnada Allah'ın emriyle Marsilya'da büyük hastalık zuhur edüp, mazallah seksen bin nüfus telef olmuş; belki daha ziyade olmak ihtimali ola. Purovane (Province) eyaletinde dahi hastalık zuhur etmiş. Tulon ( Toulon) şehri ise ol eyaletten olmağla kendülerine bulaşmaktan ziyade korkuları olduğundan gelen kimselere otuz kırk gün ve bazılarına daha ziyade geçmedikçe yanaşmazlar. Ol sebepten bunlar dahi kalyona çıkmayup ayni özür dilediler. ..." "... Bu milletin hastalıktan korkulan çok olmağla ol mahal bir boş yer olup, gelüp gideni olmadığı için kırentene (karantina) etmeğe münasip görmüşler. Biz de gafletle gelmiş bulunduk. Geri dönmek müşkil olmağla bin türlü fikir ve mülahazadan sonra sabretmekten gayri iyi bir tedbir bulamadık. Hele her ne hal ise, kırk gün tamam oluncaya kadar ol sıkıntılı yerde kalındı..." Fark edersiniz ki çelebi karantina süresince bir hayli sıkılmış olmalı ki, başlangıçta tereddüt ettiklerini yazmış ve "sıkıntılı yer" olarak nitelemiş. Bu pasajları 2019'dan önce okusaydım pek bir şey ifade etmeyecekti. 10 gün ufacık odada izole kalmak, bizi çelebi ile ortak bir paydaya sokmuş meğer. Kim bilir belki bir gün kur düşer de, ben de Fransız operalarını seyredip , hayretle saraylarını gezerim.
1000Kitap
Paris'te Bir Osmanlı SefiriYirmisekiz Mehmet Çelebi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,017 okunma
8/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
Bitmesini istemediğim ender kitaplardan biriydi. Felsefe yazdığına bakmayın, felsefi içeriği oldukça yalın. Dubois' nın kuş gözlemi konusunda bize aktardığı deneyimleri olağanüstü. Alanında yetkin biri olduğunu anlayabiliyorsunuz. Kuşların davranışları üzerinden insan yaşamına uyarlamalar yaparak kimi zaman ahlak kavramını, kimi zaman sevgiyi, kimi zaman da iyiyi ve kötüyü sorguluyor. Kitabın çevirisi de oldukça akıcı ve doyurucu. Çevirmen Murat Erşen de oldukça iyi iş çıkarmış. Bence bu kitabı okurken etrafınızdaki kuşları gözlemlemenizi tavsiye ederim. Bu alışkanlık zaten bende bu kitabı okumadan önce de vardı. Az çok bilirdim bir kızılgerdan nasıl alanını savunur, bir karatavuk nasıl flüt çalar, alakarga nasıl kurnazlıklar yapar, bilirdim bunları. Kitaptaki kuş türleri sadece isim olarak değil, bir canlı olarak hep gözümün önündeydi zaten. Okuma deneyimime çok daha keyif kattı bu. Son olarak ben kitabın illüstrasyonlarını hiç beğenmedim. Keşke daha renkli, daha detaylı illüstrasyonlar görebilseydik. Gözlemci olmayanlar için bir rehber olurdu en azından. İncelememi daha önce gözlemleyip çektiğim kuş fotoğrafları ile bitiriyorum. Onları çok uzaklarda aramayın. Her zaman geçtiğiniz yoldaki bir ağaçta merakla sizi gözlüyor bir çoğu. Doğanın farkına varın ve tadını çıkarın. 500px.com/p/cagriyenigunn...
Edebiyat
Kuşların FelsefesiPhilippe J. Dubois · Domingo Yayınevi · 20201,637 okunma
7/10
·211 syf.··
2020 33. kitabı
Okuduğum ilk Orhan Pamuk kitabı. Yazarı o yüzden karşılaştırmalı olarak değerlendiremeyeceğim. Kitaptaki olay örgüsü hoşuma gitti. Bazı noktalarda sürükleyici, bazı noktalarda çok durağan gidiyor. Verdiğim yedi puanın yedisi de olay örgüsü ve karakterler içindi. Beni edebi olarak doyurmadı açıkçası. Cümleleri anlaşılması zor, Türkçeyi farklı kullanıyor. Ayrıca bu kitaptaki asıl sorun, kitabın çok zorlama olmasıydı. Ödipal bir tema var, ve yazar her defasında bunu sizin gözünüze sokuyor. Yemek yerken eşiyle konuşmasından tutun, izlediği tiyatroya kadar her şeyde bu tema çıkıyor. Ben bir konunun bu kadar gözler önüne serilmesi taraftarı değilim. Her sayfaya bu temayı sıkıştıracağım derken ortaya çok zorlama bir eser çıkmış. Bazı yanlarını görmezden gelip okursanız oldukça güzel. Ayrıca ben YKY'den okudum. Redaksiyonu bence sıkıntılı. Yazım ve noktalama yanlışları fazla.
Edebiyat
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,1bin okunma
Reklam