…Düşünmeyi durdurabilsem iyi olacaktı. Düşünceler her şeyden daha yavan. Etten bile yavan. Uzayıp dururlar, bitmez tükenmezler
ve insanın ağzında acayip bir tat bırakırlar. Bir de düşüncelerin içinde kelimeler var; tamamlanmamış kelimeler, eksik kalmış cümleler durmadan geri gelirler…”
“…Var olduğumu fark etmiyordum artık; kendimde değil onda var oluyordum. Onun için yemek
yiyor, onun için nefes alyordum. Her hareketimin anlamı kendi dışımda, orada, tam karşımda, onda bulunuyordu…”
“…
Şimdi var olandı, şimdi olmayan hiçbir şey var değildi. Geçmiş var olan bir şey değildi. Hem de hiç. Ne eşyada ne de düşüncemde. Kendi geçmişimin benden kaçtığının çok uzun zamandan beri farkındaydım. Ama önceleri
ulaşamayacağım bir yerde olduğuna inanıyordum. Benim gözümde geçmiş bir tür emeklilikti sadece. Bir başka var olma biçimi, bir tatil ve hareketsizlik haliydi. Rolünü oynayan her olay, usulca bir kutunun içine çekiliyor ve bir fahri olaya dönüşüyordu; Hiçliği düşünmek bu kadar zordur işte. Artık biliyorum: Şeyler göründükleri gibi, onların ardında... hiçbir şey yok.
…”
“…Hoşça kalın küçücük, renkli tapınakların içinde, incelikten neredeyse kopacak güzel zambaklar; hoşça kalın gururumuz ve yaşama nedenimiz olan güzel zambaklar, hoşça kalın alçaklar.
…”