Kriz çıkmayan bir hayat beklentisi, gerçekçi değildir. Yaşam döngüsünde rahatlık huzursuzluğa, gece ise gündüze döner. Mü him olan kişinin, huzursuzluk verici durumun ortasında kendine dayanak noktası bulabilmesi ve yeniden toparlanabilmesidir.
İnsan, içinde hem iyiyi hem kötüyü hem nezaketi hem kabalığı hem doğumu hem ölümü barındırır. Kaçınılmaz ve öngörülemez olan yaradılışın ikircikli hali varoluşsal azap ve endişeyi, ilk günden beri hiçbirimizin ensesinden eksik etmez.
Topraklarımızda pek sık kullanılan "aklıma gelen, başıma geldi deyiminin bendeki anlamı "pratik ettiğim şey, gerçeğim oldu cümlesidir. Çünkü düşündüklerimizi değil, uzun süre tekrar ettiklerimizi yaşarız. Tekrar ettiklerimize meyilli hale geliriz. Gerek düşünce dünyamızda, gerek dil alışkanlıklarımız ya da eylemlerimizde oluşan bu tekrar döngüleri, "ben" dediğimiz oluşumu yaratır.
Kendi kendinize "En kötü ne olabilir ki?" derseniz, kötüden o kadar korkmazsanız, endişeleriniz hafıfliyor ve "iyi" olmanın önündeki engeller kendiliğinden kalkıyor. Leo Buscaglio "Siz zaten mükemmelsiniz. O mükemmelliği siz bozuyorsunuz." derdi. Ne kadar da doğru.