Calderon de la Barca - Hayat Bir Rüyadır
7/10
·111 syf.··
2026 14. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 02:33
Calderón de la Barca’nın bu eseri, hayatın geçiciliğini ve gerçeklik algımızın kırılganlığını sorguluyor. Prens Segismundo’nun zindandan saraya uzanan hikayesi üzerinden "insan kaderini yenebilir mi?" sorusunun cevabı aranıyor. Bu sayede, yaşamın aslında her an uyanabileceğimiz bir rüya olduğu gerçeğini fark ediyoruz. Rosaura’nın onur mücadelesi, beklenen romantik son yerine erdemli kalmayı ve görev bilincini yüceltiyor. Eser, insanın kendi içindeki canavarı evcilleştirmesini ve varoluşun anlamını derin bir felsefeyle anlatıyor. Sizce hayat bir rüya mıdır?
1000Kitap
Hayat Bir RüyadırCalderon de la Barca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2011715 okunma
7/10
·256 syf.··
2020 215. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2020 00:00
Frida Kahlo, kare sanat serimiz bu seferki konuğu. Seriye biraz ara vermiştim, aslında bu mecraya da biraz ara vermek niyetinde idim, ama dönüp bi’ bakınca hayatımda yegane güzelliklerden biri olduğuna karar verip vazcaydım. Ressamımıza dönelim… Frida’nın tam adı “Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon“. 1907'de doğmasına rağmen doğum yılını 1910 olarak değiştirdi. Böylelikle, 1910'da başlayan ve 1920'ye kadar devam eden Meksika Devrimi ile arasında bir bağ kurmak istedi. 6 yaşında geçirdiği ve ömrü boyunca yüzleşeceği “çocuk felci” yüzünden geçirdiği seri ameliyatları nedeniyle yatağından çıkamadığında tavana ayna yerleştirip kendi portrelerini yapmıştır. Frida Kahlo, 18 yaşında ilk gerçek kabusu yaşadı: Korkunç bir kaza geçirdi. Doktorlara göre, böyle bir kazadan ve aldığı yaralardan sonra hayatta kalması bir mucizeydi. Mexico City’nin en eski ve en güzel mahallelerinden birinde bulunan Blue House, ressamın ölümünden dört yıl sonra 1958’de bir müzeye dönüştürüldü. Bugün Meksika başkentinin en popüler müzelerinden biri. Popüler olarak Casa Azul (Mavi Ev) olarak bilinen Museo Frida Kahlo, Latin Amerika’nın en ünlü kadın sanatçısının özel hayatını ortaya çıkaran kişisel eşyaları koruyor. Pandemi sürecinde Google üzerinden Blue House gezme imkanına erişmiştim. O kadar güzeldi ki… Bir gün gerçekten oralara adım da atmak isterim. Seri kaldığı yerden devam edecek okunmaya. Lakin Frida’yı eleştirebileceğim tek nokta, karaktersiz Diego Rivera’yı bırakmakta gecikmiş olması, bu kadar.
KahloGerry Souter · Yapı Kredi Yayınları · 201371 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Zehra mı suçlu Suphi mi?
5/10
·130 syf.··
2026 1. kitabı
Türk edebiyatında psikolojik romanın öncüsü sayılan bu eser, Tanzimat Dönemi’nin dikkat çeken romanlarından biridir. Her ne kadar eserin konusu Zehra’nın kıskançlığı ve çevirdiği entrikalar gibi görünse de, olay örgüsü büyük ölçüde Zehra’nın eşi Suphi’nin etrafında şekillenir. Ancak yazarın asıl odak noktası Suphi değil, Zehra’nın bu olaylar karşısındaki psikolojik çözülüşüdür. Zehra romanda “hırçın, vahşi, aşırı kıskanç” bir kadın olarak anlatılırken; Suphi “sorumsuz, zevk düşkünü, rahat” bir karakterdir. Suphi’nin erkek zaafları, aldatması ve sorumsuz davranışları çoğu zaman normal karşılanırken, kadının tepkileri “aşırı” ve “hastalıklı” olarak resmedilir. Bu yaklaşım, dönemin kadına bakış açısını açıkça yansıtır. Romanda ahlaki yargı yükü büyük ölçüde kadına bindirilir. Zehra karakteri neredeyse kaçınılmaz bir felaket gibi çizilirken, Suphi ise “olaylara kapılan adam” konumunda kalır. Bu yönüyle romanda iki katman vardır: – Metnin anlattığı hikâye – Metnin bilinçaltı (erkek merkezli bakış) Siz de benim gibi edebiyatımızın ilklerini merak ediyorsanız, bu roman okunabilir. İyi okumalar.
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2025 28. kitabı
Zehra, Suphi, Suphi, Suphi, Sim Cemal, Ürani... Bu yazdığım isimler, olayın etrafında döndüğü ana kişiler. Suphi'yi üç kez yazmam dikkatinizi çekti, biliyorum. Suphi, üç farklı kadına peş peşe ilgi duyunca "üç farklı karaktersiz" diye ayırdım. Suphi, Zehra'nın babasıyla çalışmakta, Zehra'yı evlerinin bahçesinde gördüğünde Zehra'nın babasına yakalanıyor ve Nabizade bizi orda güldürüyor. Zehra hırçın, cadaloz, insanı bezdiren bir insan olduğu için babası evlilikte bu huylarından vazgeçer diye evlenmelerine razı geliyor. Birlikte güzel bir hayat geçiren bu çift zamanla Suphi'nin geç gelmelerini eve misafir etmekte. Sim Cemal, X semtindedir. Suphi, her eve geç gelince gün raporu verir ve geçtği X caddesini söyleyince Zehra kıskançlık ederdi. Suphi, bir şey yapmadığını yalnızca geçtiğini söylese de Sim Cemal'i görüyor, ona karşı içi kaynıyor ve gittikçe daha da geç geliyordu. Birgün artık eve Sim Cemal'i getiriyor, evdeki yardımcılar hiçbir şeye elini sürmüyor diye kızgınlar. Sim Cemal, eve yerleştikten belli bir süre sonra hamile kaldığını öğreniyoruz lakin doğurdu mu, düştü mü? Bu kısmı hatrlamıyorum ya da yazar bize bu bilgiyi vermedi. Suphi, Sim Cemal'e duyduğu gerçek aşkı tescillendirince ayrı konaklara çıkıyorlar. Zehra ve Sim Cemal arasında kıskançlık hatsafhaya çıkmakta. Sim Cemal, Suphi'yi elde etmesinin sevinciyle mesuttu. Bir zaman sonra Suphi, eve geç geleceğine dair bir telegraf çekiyor ve gelmeyeceğini söylüyor. İş-güç diye Sim Cemal romanını okumaya devam ediyor. Zehraya gitti diyr içinr bir krrt düşüyor. "Zehra'ya bunu yapan bana da neden bir gün yapmasın"derdi. Haklıydı. Suphi, Ürani adında Türkçe bilr konuşamayan bir kadına divane oluyor. Eve artık hiç gelmiyordu. Sim Cemal, ölüyor.... Zehra, Sim Cemaldan aldığı intikamla mutluylen Ümraniyle bir anlaşma
Edebiyat
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
Puan vermedi·104 syf.·
2025 169. kitabı
Hayat Bir Rüyadır, hayatın geçiciliğini ve insanın varoluş sorgulamasını işleyen felsefi bir kitaptır. Kitapta şöyle denir: “Bu dünyada yaşanan her mutluluğun bir rüya gibi sonlanacağını öğrendim, ve günahlarımı bağışlatmak uğrunda yaşamak istiyorum…” Bu ifade, yaşamın geçici doğasını ve bireyin ruhsal farkındalığını özetler. Eser, okuyucuya düşündürücü ve etkileyici bir okuma deneyimi sunar. Bu kitabı merak eden herkese tavsiye ederim :)
Hayat Bir RüyadırCalderon de la Barca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2011715 okunma
Spoiler var
Puan vermedi·104 syf.·
2025 226. kitabı
17. yüzyıl İspanyol barok tiyatrosunun en önemli örneklerinden biridir. Oyunun merkezinde kader, özgür irade ve insanın doğası üzerine yoğun bir tartışma bulunur. Calderón, Sigismundo’nun hikâyesi üzerinden, insanın başına gelenlerin Tanrı tarafından belirlenmiş olup olmadığı sorusunu sahneye taşır. Oyunun merkezinde yer alan Sigismundo, doğduğu anda bir kehanet yüzünden zindana kapatılmış bir prenstir. Tahta çıkıp çıkamayacağı, aslında doğuştan suçlu sayılıp sayılamayacağı üzerine kurulu bu hikâye, insana verilen şansın ne kadar gerçek olduğunu sorgulatır. Çünkü Sigismundo’nun davranışlarını gözlemek üzere “deneme süresi” verilse bile, bu fırsat sahici değildir: O, önceden yazılmış bir kaderin içine hapsedilmiştir. Oyunun sonunda Calderón, Sigismundo’ya “erdemli olmayı” öğretir. Fakat bu erdem, gerçek bir özgür seçimin değil, “kader karşısında boyun eğmenin” sonucu gibi görünür. Yani Sigismundo, kendini aşarak özgürleşmez; aksine, hayatı bir rüya sayıp kaderin önünde eğilmeyi seçer. Burada özgürlük, sadece rüyaya uyan kişinin öfkesini bastırması, gerçekliği sorgulamaktan vazgeçmesi anlamına gelir. Bence oyunun en sorunlu noktası tam da burasıdır. İnsan doğasına dair barok bir içgörü taşısa da Calderón, özgürlük fikrini bütünüyle teslimiyetle özdeşleştirir. Bu, dönemin dinsel atmosferiyle uyumlu olabilir ama günümüz okuruna, insanın özne olarak var olma imkânını eksilten bir yaklaşım gibi gelir. Her ne kadar dönemine göre çok iyi bir oyun olsa da oyunu yalnızca hayranlıkla okumak yerine aynı zamanda eleştirmek gerekir. Çünkü Calderón’un önerdiği çözüm insanı özgürleştirmez, sadece kaderin dar koridorlarında ‘uslu’ kılmaya çalışır.
1000Kitap
Hayat Bir RüyadırCalderon de la Barca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2011715 okunma