Kaderde senden ayrı düşmek de varmış
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim...
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum
Al başını, kaç bu şehirden
Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git
Git gidebildiğin yere git diyordum
Oysa ki, senden kaçılmazmış
Yokluğuna birgün bile dayanılmazmış.
Bilmiyordum...
Yine de dayanmağa çalışıyorum işte
Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
Rüzgar güzel bir koku getirmişse
Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum
Yaşamak seninle bir başka zamanı
Bir başka zamanda seni yaşamak
Herşeyden önce sen
Elbette sen
Mutlaka sen
İster uzaklarda ol
İster yanıbaşımda dur
Sen ol yeter ki bu zaman içinde
Ben olmasam da olur
Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır
Bitmiyorsun
Çaresizliğim gün gibi aşikar
Kitap bizi ütopik bir ülkenin içine hapsediyor. Aslında yaşadığımız mantıksızlıkları yüzümüze vuran bir eleştiri, gizliden gizliye bir başkaldırı, sessiz bir haykırış olarak algıladım. Tüm insanlığı uykudan sarsarak uyandırmaya çalışan bir roman. İnsan duyguları olmadan, dili, inancı, geçmişi olmadan yaşar mı? Yaşasa da anlamını yitirmez mi bir şeyler? İktidar kesimi halk kesiminin hayallerini, yaşama sevincini yokedip insanların düşünce özgürlüğünü elinden alıp ufkunu köreltip köleler yaratıyor. Sorgulatan bir kitap. Kesinlikle tavsiye ederim.
Hükmetmek, acı çektirmekle ve aşağılamakla olur. Hükmetmek, insanların zihinlerini darmadağın etmek, sonra da dilediğin gibi yeniden biçimlendirerek bir araya getirmekle olur.