Dünya üzerindeki herkesin kör olduğunu düşünün, hayat nasıl olurdu?
Evimize gelen sudan, elektrikten sorumlu olan insanların, radyo-tv işi ile uğraşıp kamuoyunu bilgilendiren insanların, sınır güvenliği ve toplum refahını korumakla görevli asker, polis pozisyonundaki insanların, uçak içindeki pilotun, okyanusa dalmış dalgıçın, trafikteki insanların, fabrikadaki işçinin vs. beklenmedik bir anda kör olduğunu düşünün.. hayatımız nasıl olurdu.
Tam anlamıyla felaket.
Yeni bir yaşam düzeni, yeni bir sistem gerekirdi. Temelde hepimizin eşit olması gerekiyor aslında, hepimiz körüz ve ihtiyaçlarımızı giderme noktasında benzer sıkıntılar yaşıyoruz. Gördüğümüz tek şey bembeyaz bir ışık. Peki bu kadar acizken aramızda sınıflaşma olur mu? Sanırım bu dünya düzeninin kuralı, hangi şartlarda olursak olalım insanların birbiri üzerinde baskı kurma, birbirini yönlendirme isteği bitmeyecek. En aciz halimizde bile despotluk yarışına gireceğiz. Üzücü. Bu kitaptaki kurguda da insanın acizken bile ne kadar acizleşebileceğini ve alçalabileceğini görüyoruz.
Kurguda oluşturulan dünya düzenini okuyunca kaygılandım. Çevremizi görmeden ve algılamadan bir şeyler başarabilmemiz , hayatta kalabilmemiz çok zor. Tüketim için üretim gerekli ve üretim için de görmek. Tüketim olmadan fizyolojik ihtiyaçlarımızı karşılayamayız ve bu ihtiyaçlarımızı karşılamak için her türlü yolu deneyebiliriz.
Kitabın sonu istediğim gibi bitmese de olay örüntüsü ve kurgusu beni hayal kırıklığına uğratmadı.