Küba' da Ernesto'nun çevresinden birçok yakın ismi tanıdım. William Galvez Rodriguez, Camilo Cienfuegos 'un bölüğünde ikinci adam olan, aynı zamanda Che hakkında araştırmalar yapıp,
Sayfa 196 - Apollon yayıncılık 2011
Siyaset & Politika
Hekim Ernesto, savaşçı Ernesto
Kalkamıyorum yerimden, Fundalığa doğru bir ateş ettim, yaralı yoldaşın kapıldığı garip güdü bana da bulaştı herhalde. Ardından da, kurtuluş çaresi kalmadığına göre, nasıl ölmeli, en iyisi, diye düşünmeğe koyuldum. Jack London'un eski bir öyküsü geldi aklıma: Öykünün kahramanı, bir ağaca dayanır, Alaska'nın buz kesen bir düzlüğündedir, donacağını bilir, şanıyla ölmeğe karar verir. O zaman düşündüklerimden bir bu geliyor aklıma. Yere diz çökmüş biri, "Teslim olalım!" diye haykırdı, derken geriden biri kükredi (sonra öğrendim, Camilo Cienfuegos'mus): "yok öyle şey! Teslim olanın!.. anasını, avradını!" diye dayandı.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Alıntı
ölümsüz Camilo Cienfuegos'umuzun şu doğru cümlesi: «ordu üniformalı halktır»
Gerilla Savaşı
Gerilla Savaşı
1 Ocak 1959 : Küba'da Devrimin zaferi. Fidel Castro, Camilo Cienfuegos ve Che Guevara önderliğindeki gerillalar başkent Havana'ya girmeye başladı. Bütün Küba'da işçiler ve köylüler Fidel Castro'nun çağrısına uyarak genel greve başladı... Küba Devrimi 64 yaşında...
1000Kitap
Camilo Cienfuegos
Doğruluk, Camilo için bir din gibiydi, kendini halkın iradesini kişiliğinde cisimleştiren Fidel'e karşı ve halkın kendisine karşı doğruluğa adamıştı. Bu yenilmez gerillada bu iki duygu, Fidel ile halk gibi birbirinden ayrılmazdı. Onu kim öldürdü? Daha doğrusu kendimize şöyle sormalıyız: Fiziksel varlığına kim son verdi? Çünkü onun gibi insanların hayatı halkın içinde sürer gider, ancak halkın kararıyla sona erer.
Oturduğumuz, masanın arkasındaki duvarda Che'nin, Camilo Cienfuegos ve tanımadığım bir devrim şehidinin yağlı boya portreleri asılı. Masanın ortasında üç ayaklı büyük bir mikrofon var. -Bu masa ne masası, bu mikrofon neyin nesi? Ustabaşı burdan fırça mı çekiyor işçilere? diyorum bana kahve getiren Güner'e. -Hayır ağbi. Ben de merak edip öğrendim. İşçiler burada puro sararken, bir görevli bu mikrofondan onlara kitap okuyormuş! diyor Güner. Hassiktir! Gene lüzumsuz bir saygı duymaya başlamıyor muyum ben Fidel'e! Fabrikada tütün sarıyorken birisi sana, işi hızlandırıcı müzik çalmıyor, Dostoyevski okuyor. Ağır ağır sar amigo, Dostoyevski'yi de sindirerek. Güzel sar puroyu, Dostoyevski aşkına.
Sayfa 136·Kitabı okudu