Puan vermedi·800 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 12:32
Fütürist,grotesk,satirik, alegorik… Yanı sıra didaktik, metaforik, hatta kimi yerde lirik… Enteresan mı enteresan, “ayrıksı” bir distopya. Hatta kurduğu bu distopik zeminin ütopyaya dönüşmesini isteyen ama bunu odağını hiç bozmadan, merkeze “olan” ı alıp okuru an’da tutan bol tekrarlı, çokça geri dönüşlü, cümleleri pelesenk haline gelmiş umutlu bir sayıklama. Kara mizah libası giydirilmiş gerçekler… Sesi, sessizliğinden, omurgası “kadın”dan güç alan büyülü bir metin. Afrika edebiyatının en büyük yazarlarından biri olan Ngũgĩ wa Thiong’o coğrafyasının çok renkliliğini ve makus talihini aynı mozaiğe döşeyen mahir bir tesellatum sanatçısı. Tıpkı kendi yazar kimliğini inşa ettiği gibi. Okurken sık sık bahsedeceğim yazarların kararlı ama sessiz ayak seslerini duydum. Toplumsal eleştirileri ve insan doğasını fantastik metaforlarla anlatan Saramago, Bireyin yabancılaşmasını ve sistemin absürtlüğünü metaforik bir dille işleyen Kafka Kayıp ve yalnızlık gibi temaları rüyamsı bir atmosferde büyülü gerçekçilik ile harmanlayan Murakami Labirentler, aynalar ve sonsuzluk metaforları üzerinden felsefi ve edebi derinliği olan anlatılarıyla Borges Varoluşçuluk ve absürt kavramlarını sembolik hikayelerle anlatan Camus Dili yalın olsa da iyilik, kötülük, açgözlülük, ahlak ve kader gibi evrensel temaları güçlü bir sembolizm ve alegoriyle işleyen Steinbeck M.B. der ki : Kitabın içtihatlarını merak edenler arka kapağına göz atabilir. Anlatısı ve işleyişi hakkında gereken tüyoyu verdiğim örnekler üzerinden düşünmek sizin hayal gücünüze kalmış. Asla kolay bir okuma olacağını iddia edemem. Bitirdiğinizde de nihai bir sonuca ulaş(a)mayacaksınız. Ama yol ve yolculuk güzel. Yolda olmak iyidir, ufuk çizginizi genişletir. Kargalar Büyücüsü Ngugi Wa Thiongo
Kargalar BüyücüsüNgugi Wa Thiongo · Ayrıntı Yayınları · 2021106 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 12:30
Albert Camus ve Camus’nün ilkokul öğretmeni olan Louis Germain ile olan mektupları. Açıkçası Camus seven bir okur olarak bu içten mektupları okumak beni sevindirdi. Kendimi Camus’ye bir tık daha yakınlaşmış hissettim. Ayrıca öğretmen-öğrenci ilişkisi okumayı seviyorum. Aralarındaki o samimi bağ bana kendi hayatımdan bazı kısımları hatırlattı. Kitabın 40 sayfası mektuplardan, kalan 20 sayfası ise Camus’nün tamamlanmamış romanı olan İlk Adam’dan bir kısım. Mektupları okuduktan sonra Jacques’in öğretmeni olan Bernard’ın şüphesiz Germain olduğunu anlıyoruz. Hatta Camus bazen öğretmenden bahsederken Bernard yerinde Germain diyor…
“Sevgili Bay Germain,”Albert Camus · Can Yayınları · 202512 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·110 syf.··
2026 2. kitabı
Ben Meursalt un mahkemesindeki juri olsaydim, bende idam edilmesini isterdim. Cunku nedensiz bir sekilde bir insani katletti. Kitap idam cezasina muhalif olarak yazilmis. Tipki Victor Hugo nun Bir Idam Mahkumunun Son Gunu kitabindaki gibi. O kitaptada hep idam edilecek kisi uzerinden hikayeyi dinleriz. Ama katledilen kisi bize anlatilmaz. Onun ailesinden bahsedilmez. Geriye kalan cocugundan karisindan bahsedilmez. Yanli bir anlatim yaparlar.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
Puan vermedi·110 syf.··
2026 20. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
"...yabancılaşma, aslında özgürleşmenin zıttı değil, önkoşuludur. Yabancılaşma bilinci, insanın kendini ve yaşadığı toplumu dönüştürme motivasyonunun kaynağıdır." Ama maalesef, fazlasıyla bireyci modern toplumlarda, toplumuna yabancılaşan bireyler, bu motivasyonla aksiyona geçmek yerine kendilerini, hazlarının kapısına zincirleyip o zincirin izin verdiği kadar ilerleyebiliyorlar hayatlarında. E hâliyle bu tutumla yaşamak, ister istemez bencilleştiriyor insanı; o yabancılaşmayı toplumla beraber aşabilmek yerine kendini anlamsızca yaşayarak öldürmeyi tercih edebiliyor insan. Meursault da bu bireyci bireylerin uç örneklerinden biri. Bu yüzden kitabın yorumlarını okuduğumda bu kadar çok insanın kendini bu karakterle özdeşleştirdiğini görünce ister istemez şaşırdım ve korktum. Bu kadar kayıtsız ve bencil insanla n'apalım arkadaşlar biz toplum olarak? Madem bizi beğenmiyorsunuz, bari dağa mağa çıkın da şu sıcak yaz günlerinde hava sıcaktı diye bir SSA (Suça Sürüklenen Absürdist) tarafından öldürülmeyeceğimizi bilerek çıkalım dışarıya. Hayır, Adana'da da hava sıcak olduğu için adam öldürüyorlar ama kimse bu adamların iç dünyasından, yabancılaşmasından dem vurmuyor, herkes maganda deyip geçiyor??? Bu herif, çok afedersiniz, Fransız olduğu için mi bu kadar sempati? :p Ayrıca kitabın son kısımlarını okuyup hâlâ bu adamın kayıtsız veya duygusuz olabileceğini savunan insanlar nasıl olabiliyor onu da anlayamıyorum. Kendi düşüncesine göre bir hiçliğe gidecek adamın korkuyla idam gününü beklediğini, kurtulursa yaşayacağı sevinci dizginlemeye çalıştığını veya kurtulamazsa bunun ha yarın olmuş, ha on yıl sonra diye kendini ikna çabalarını okuyoruz. Siz ne dersiniz bilemem ama ben buna duygusuzluk veya kayıtsızlık değil, buz gibi ölüm korkusu ve umut arasında sürüklenmek derim.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2020137,5bin okunma
Puan vermedi·110 syf.··
2026 44. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 18:18
Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şey, baş karakterin duygularla kurduğu mesafeydi. Zaman zaman onu çok duygusuz, hatta hayata karşı kayıtsız buldum. Kendisini dünyadan ve insanlardan soyutlamış olması ilginç bir karakter ortaya çıkarsa da, bana göre insanı insan yapan şey biraz da hissettikleridir. Duygularımız, düşüncelerimiz ve kurduğumuz bağlar bizi biz yapan en önemli unsurlar arasında yer alır. Elbette aşırı duygusallık her zaman doğru değildir ancak tamamen duygulardan uzak yaşamak da insanın kendisinden bir şeyler eksiltir gibi geliyor. Bununla birlikte, yazarın karakteri bu şekilde işlemesi oldukça başarılıydı. Baş karakterin olaylara yaklaşımı, hayata bakışı ve toplumla olan uyumsuzluğu kitap boyunca düşündürücü bir atmosfer oluşturuyor. Okurken bazı davranışlarına katılmasam da onun iç dünyasını anlamaya çalışmak farklı bir deneyimdi. Genel olarak, insanın varoluşu, yalnızlığı ve toplumla ilişkisi üzerine düşündüren, etkisi okuduktan sonra da devam eden bir eser olduğunu düşünüyorum.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
Neyim,Kimim ve Ne Hissediyorum?
8/10
·110 syf.··
2026 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 09:11
Albert Camus’nün Yabancı romanını bitirdiğimde, zihnimde ne işlenen suç ne de olay örgüsü kaldı; ben sadece Meursault’nun o sarsılmaz dürüstlüğüne ve topluma karşı verdiği sessiz direnişe takılı kaldım. Kitap boyunca toplum, Meursault'dan yazılı olmayan kurallara göre oynamasını, herkes gibi yapmacık maskeler takmasını bekliyor. Bizden beklendiği gibi üzülmemizi, sevinmemizi ya da pişman olmuş gibi yapmamızı istiyor. Meursault ise sadece dürüst kalıyor; ne hissediyorsa onu yaşıyor, hissetmediği hiçbir duygunun ise taklidini yapmıyor. Annesi mi öldü, yeterince üzülmedi mi üzülmüş gibi yapmıyor. Vs vs. (Olaylara dair spoıler vermek ıstemedıgım icin bu örnekte kestim.) İşte beni bu romanda en derinden yakalayan şey tam olarak bu oldu: Bir insanın, sırf toplumun ikiyüzlü kalıplarına ve sahte ahlak kurallarına ayak uydurmadığı için "canavar" ilan edilmesi. Hikaye ilerledikçe anlıyorsunuz ki, sistem aslında bireyin özünü ya da niyetini değil, kendi tiyatrosuna eşlik edip etmediğini yargılıyor. Meursault bu yapay tiyatronun bir parçası olmayı reddettiği an, toplum tarafından tamamen dışlanıyor ve hedef tahtasına oturtuluyor. Çünkü toplum, kendi yalanlarını yüzüne vuran bu yalın dürüstlüğü asla hazmedemiyor.Bence Yabancı, basit bir karakter analizi değil; sahte bir düzene ayak uydurmaktansa kendi doğrularıyla ayakta kalmayı seçen bir insanın manifestosudur. Eğer yaşamak, sırf başkaları tatmin olsun diye maskeler takıp sahtekarlık yapmak anlamına gelecekse, bu sistemin dayatmalarına boyun eğmemek en büyük özgürlüktür. Varsın dışlasınlar, varsın yargılasınlar; çünkü kendi doğrularınla bir "yabancı" olmak, toplumun yalanlarıyla kaybolup gitmekten çok daha dürüst bir duruştur.
Duygu ve Düşünce
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma