İt gibi yaşayan aslan gibi ölmez. İmansız yaşayan imansız can verir.
Bir güneş yüzlü melek gördüm ki cihan onun aynıdır O kara sümbülleri aşıklarının ahıdır O nazlı servi parlayan bir ay gibi karalar giyinmiş Sanki güzellikte Frenk ülkesinin padişahıdır Zünnarın düğümüne gönül bağlamayan kimse iman ehli olamaz O aşıkların yoldan çıkmışıdır Gamzesinin öldürdüğüne dudakları canlar verir Galiba o can bahşedicinin yolu İsa’nın dinidir Ey Avni! sevgilinin sana ram olacağını sanma Sen İstanbul padişahısın o Galata’nın şahıdır Fâtih Sultan Mehmed
Şiir
Reklam
Yol ne kadar virajlı olursa olsun VAZGEÇME...
Hayat her zaman karşımıza dümdüz yollar çıkarmıyor. Benim yolum da fazlasıyla engebeli, virajlı ve sabır sınayıcıydı. En büyük hayalim, o minik kalplere dokunabilmek, çocukların dünyasında iz bırakabilmek, yani Okul Öncesi Öğretmeni olabilmekti. İlk yılımda elimden gelen her şeyi yaptım. Sınav bittiğinde sonuç beklediğim gibi gelmedi. İlk büyük hayal kırıklığımı o zaman yaşadım ama pes etmedim. 'Bir yılımı daha feda ederim ama hayalimden vazgeçmem' diyerek mezuna kaldım. İkinci yılımda, o masanın başında geçirdiğim ayların mükafatı olarak istediğim puanı aldım. Tam 'Her şey bitti, nihayet başarıyorum' derken, hayatın getirdiği bazı mecburiyetler, elimde olmayan sebepler ve engeller yüzünden kendimi hiç ait hissetmediğim, hayallerimle uzaktan yakından alakası olmayan bambaşka bir üniversitede bambaşka bir bölümde buldum. O bölümde geçirdiğim yarım dönem, hayatımın en büyük iç hesaplaşmasıydı. Her sabah o istemediğim amfilere yürürken içimden bir ses hep aynı şeyi fısıldıyordu: 'Senin yerin burası değil. Sen çocukların kahramanı olacaksın, o sınıflarda olmalısın.' Düzenimi kurmuşken, bir üniversiteye yerleşmişken her şeyi arkamda bırakıp sıfırdan başlamak deli cesaretiydi belki de. Etrafımdaki insanların şaşkın bakışlarına, 'Zaten bir bölüm kazanmışsın, ne gerek var maceraya?' diyen seslerine kulak tıkamak zorundaydım. Yarım dönemin sonunda bir karar vermem gerekiyordu. Ya bana sunulan bu hazır ama mutsuz hayatı kabul edip sineye çekecektim ya da kurulu düzenimi, her şeyimi arkamda bırakıp bilinmeze doğru bir kez daha savaşacaktım. İçimdeki o sese güvendim, kurulu düzenimi bıraktım ve yeniden o ağır YKS kitaplarının karşısına oturdum. Kolay mıydı? Asla kolay değildi. Herkes çoktan yolunu çizmişken, akranlarım üniversite hayatının tadını çıkarırken benim yeniden aynı
Cânımı cânân eğer isterse minnet cânıma Cân nedir ki kurbân etmeyem cânânıma
Bön ve can sıkıcı olmanın sırrı bizim her şeyi şöylememize dayanır. Voltaire
"Ehline denk gelmeyen her şey ziyan olur can da, inci mercan da."
Hayata Dair
Reklam
Reklam