canan

ey sulara serinlik veren! karanlık tapınaklarının ateşini insanların ruhuyla besleyen bir çağa geldik. bir çağa geldik ki belleksiziz. hâfızamızı değil, yalnızca bedenimizi terletiyor alevlerin yalımı. heybemizde darı yok; kırbamızda su kalmamış, elimiz hançere yakışmıyor artık. güneye dönüyoruz, ama aklımızı bir türlü alamıyoruz kuzeyden. karışık bir kafa için dua okuyacak dilimiz kekeme. kekeme dilimizi çözmek için bize dua edecek kim varsa kayıp.. kayıp bir ahaliyiz biz. buraya gelirken yollara işaret koymaya akıl erdiremedik. eski bir alışkanlık arıyoruz, üstü örtülmemiş bir iz, bir emare. bir emâre, belki bize hatırlatır, bülbül kafesinden bir göğsümüz olduğunu. ama hiçbir can alıcı işaret çarpmıyor gözlerimize. gök çadır olmaktan vazgeçmiş, yer taş kesmiş sanki. ne yağmur bize merhamet bahşediyor, ne toprağı çatlatan çiğdemle yandaşlık kurabiliyoruz. ancak birbirimizin kanını akıtarak anlayabiliyoruz canlı olduğumuzu. insan oluşumuzla en büyük âşinalığımız bu. sıcak kana dokununca diyoruz ki, “tamam, demek burası hâlâ dünya!” dünyanın dönüşü başımızı döndürmüyor artık. çünkü dönüp bakmıyoruz akıp duran bulutlara. çünkü boynumuz kalın. ve hiç kimse yüz vermiyor bu tür çocukça oyunlara. biz dünyayı işvekar bir çengi gibi düşünüyoruz; böyle kuruluyor aramızdaki bağ. yani biz, birbirimizin teninden yükselen buharı soluyarak çiziyoruz yörüngemizi. bu sırnaşık rotadan çıkarsak, içimize düşecek kuşkudan ödümüz kopuyor. ödümüz kopuyor, aşk deyince hallac’ı anmaktan. çünkü biz, ancak ayarı bozuk bir altın için yüzüyoruz birbirimizin derisini. nedir aşka düşmek? aşk için ölmek ne? yabancıyız bu şavkı kalp çatlatan, hesabı ağır sorulara. bize düşen kurnazca gülümsemek… kurnazca gülümsüyoruz, zülfüne çiğ düşünce tedirginlikten rengi atan eski evlerin
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

canan

, bir kitabı okumaya başladı
Yalçın Koç
9.9/10 · 70 okunma
Bir "şey" den "eksiksiz olarak" sözedebilmek için gerekli olan kavramların başında "kimlik (hüviyet)" gelir. "Kimlik" "şey"i "özne" kılan esastır. Bu esas, "şey"i asli vasıfları itibariyle "belirler" ve bu yolla, öbür "şey"lerden "ayırd ederek" birey" oluşturur. Bir "şey"in "kimliği", "kimlik" verdiği "şey" in asli vasıflarının tamamını eksiksiz olarak kuşatır. Bazı asli vasıflar kuşatılamıyorsa, bu "şey"in kimliği "oluşmamıştır"; bu durumda, "kimlik" den değil de sadece bir "kısmi belirlenim" den sözedilebilir. "kısmi belirlenim" vasıtasiyle "şey", "özne" kılınamaz ve bu yolla "şey" hakkında genel neticelere ulaşılamaz.
"Anadolu", Türklerin mayaladığı bir coğrafyadır; Anadolu’da mayalanan asli unsur “insan”dır.