Rüyalar hakkında her şey denmiş ama bilmediğim pek de bir şey öğrenemedim bu konuda (bildiğim şeyler de sınırlıydı üstelik) Tavsiye etmem, bence zamanınızı bu kitaba ayırmayın.
YouTube kitap kanalımda Shakespeare'in hayatı, mutlaka okunması gereken kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: ytbe.one/rGxh2RVjmNU
Daha önceden buraya iyisiyle kötüsüyle 246 inceleme bırakmışım fakat bu incelemede önceden hiç yapmadığım şekilde Kral Lear'ı, sinemadaki harika uyarlaması olan Kurosawa'nın Ran filmiyle birlikte karşılaştırmalı olarak inceleyeceğim.
Tanıyanlar tanır, 26 yaşında Citizen Kane filmini yöneterek harika bir işe imza atmış olan yönetmen Orson Welles, Kurosawa için "Shakespeare'e dokunmaya hakkı olan tek adam" demiş. Haklı da Welles. Kurosawa'nın filmlerinin ana temasının "İnsanlar göründükleri gibi değildir" cümlesinde saklı olduğunu anlamak gerek. Çünkü Shakespeare'in oyunlarında da "insanlar göründükleri gibi değildir". Benim fikrimi soracak olursanız da insan olmak, iç görünüş ile dış görünüş arasındaki mesafeyi azaltma sanatıdır.
Bir İngiliz oyununun bir Japon coğrafyası eşliğinde kendisine sinemada yer bulması kulağa ilk bakışta çok absürt geliyor. Hem Shakespeare'in oyunundaki Kral Lear'ın çocukları kız iken, Japonya'daki feodallikten dolayı Kurosawa'nın filmindeki hükümdarın çocukları erkek mesela. Sırf bu bile erkek-kadın bakış açıları arasında bir denge kurulmasını gerektirirken Kurosawa'nın gerçekliği ele alış biçimiyle zaten kendisine saygı uyandıran bir yapıt olduğunu hiç sinema tarihine hakim olmayan biri olsak bile hemencecik anlıyoruz.
Her ne kadar Shakespeare, Kurosawa'nın bu filmi yapmasından 370 yıl kadar önce ölmüş olsa da, insan, her zaman insandır. İnsan, hırslarıyla, ihtiraslarıyla, yanılgılarıyla, çelişkileriyle ve bitmek bilmeyen her türlü konudaki evrimiyle insandır. Shakespeare'in de Kurosawa'nın da buluştuğu ortak küme insanlık kümesidir zaten. Rashomon filminde herkesin
Kral LearWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,4bin okunma
Kitap; Han,Sessiz Köşe,Üstteğmen Ergunov’un Hikayesi,Tuğbay adlı dört harika, okuması keyifli hikayeden oluşuyor. Her okuduğum Rus yazardan sonra kendime şu soruyu soruyorum, acaba en sevdiğim ve beğendiğim bir tık ta olsa öne geçen bu mu diye; tabi Turgenyev’de gerçekten özel bir yere sahip bende. Bu kadar çok ve kaliteli yazar olunca ayrım yapmaya gerek yok olabildiğine fazla okuyun gitsin.
Hikayeler IIIIvan Turgenyev · Mili Eğitim Basımevi · 195138 okunma