‘ çapkın, sefih, acayip bir. adamdı. Doğru ama hırsızlık yapmıyor, kah tu diye yere tükürmüyor,
tıkınmayı bilirsin, ama çalışmak istemezsin! - diye karısına çıkışmıyor, dizginlerle çocuk dövmeye kalkmıyor, hizmetçilere kokmuş et yedirmiyordu. Bütün bunlar, ona karşı hoşgörü ile davranmak için yetmez miydi? Sonra, yaraları sızlayan bir hasta gibi kendi kusurlarından, kabahatlerinden ilk olarak acı duyan da oydu.’