Can Çelikkıran

Can Çelikkıran
@canclkkrn
“O anda aklına gelen şeylerden biri de sara bunalımlarıydı. Eğer sara nöbeti uyanıkken gelmişse, nöbetin başlamasından biraz önce, içini kaplayan sıkıntının, tedirginliğin, bunaltının arasında zihni bir anlık silkinmelerle canlanır, içinde büyük bir yaşama isteği belirirdi. Bir şimşek gibi parlayıp sönen bu kısacık sürede yaşadığını hissetmesi var olduğunun bilincine ermesi on kat artardı. Bütün benliği pırıl pırıl aydınlanırken heyecanı, kuşkuları, tedirginliği yatışır; içini sevinç dolu bir huzur kaplardı. O anda umutlarla dolup taşar, içinde her şeyin en doğrusunu yapmış olmanın dinginliği yer alırdı. Fakat bu anlar, bu coşkunluk, sara nöbetinden önceki son saniyenin (hiç bir zaman bir saniyeden fazla sürmezdi), sadece bir önsezisi gibiydi. Ama dayanılmaz bir saniyeydi bu.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2023 18. kitabı
Budala, bugün dünyanın en çok tanınan ve kitapları satılan yazarlardan biri olan ancak yaşamı geçim sıkıntıları içinde biten Dostovyevski’nin 1868 yılında yazdığı eserdir. Romanın kahramanı Prens Mışkin, Sara hastasıdır. Tedavi gördüğü İsviçre’den döndüğünde elindeki giysi çıkınından başka hiçbir şeyi yoktur. Yaşamı kendi iç dünyasını seyre dalmakla geçmektedir. İnsanlarla her türlü alışverişten arınmış, budalalık derecesinde iyi olan Prens Mışkin, tam bir ermiş kişidir. Sevmekten başka bir şey gelmez elinden. İyi bir zeka sahibidir. Çevresindekiler, onu her zaman yadırgarlar, ama onsuz da edemezler. Kendisi de saralı olan Dostoyevski, romanının kahramanına kendi kişiliğinden pek çok şey koymuştur.* Bir yanıyla Prens Mışkin’in anıları, aslında Dostoyevski’nin anılarıdır. Prens Mıskin’in romanının bir yerinde anlattığı, siyasal görüşlerinden dolayı kurşuna dizilme cezası alan bir adamın öyküsü, aslında Dostoyevski’nin başından geçmiş, sonrasında romana da yansıyan etkilerden de görüleceği gibi dine dönmesine belirtten açık işaretler taşıyor.
BudalaFyodor Dostoyevski · GOA Basım Yayın · 201231,6bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2023 12. kitabı
hayatını bağlayabileceği ve kendisini mutlu edecek bir şeylerin peşindedir. Tanıştığı kadınlardan her seferinde bir bahaneyle ayrılır. Kız arkadaşı Ayşe’yi bir iş arkadaşıyla yolda yürürken görür. Ayşe utanır ve kızarır. C., bunu yanlış yorumlar ve Ayşe’den ayrılır. Günlerini lokantalarda, sinemalarda, sokaklarda geçirmeye devam eder. Yaşadıkları ve gördükleri onu çoğu kez kendi iç dünyasına götürür. Geçmişini ve çocukluğunu hatırlar. Çocukluğunda yaşadıkları, onda derin izler bırakmıştır. Onları bir türlü kafasından atamaz. Annesi, C. daha küçükken ölmüş, onun yerini teyzesi Zehra almıştır. Bu nedenle hayatına giren kadınlarda hep teyzesinden bir iz arar. Çünkü ona aşırı bir tutkuyla bağlıdır. Bu nedenle diğer kadınlarla anlaşamamakta, ilişkileri hep kısa süreli olmaktadır.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
81 “Bana kalırsa hiç evlenme Dorian. Erkekler yorgun düştükleri için evlenirler, kadınlarsa merak ettiklerinden… Sonunda her ikisi de hüsrana uğrar.”
Sayfa 81
her şeye yabancıydı, kendisine bile.