Hayat: Istırap ve Sefalet
Schopenhauer hayatın acı ve sefalet ile dolu olduğunu söyler. Hazlar, acının geçici olarak yokluğudur. Istırap ise iradenin engellenmesidir, yani istenilen şeye kavuşamamaktır. İkisi bir kısır döngü içindedir. İstediğimizi elde etmemiz can sıkıntısı doğurur ve mutluluk ilüzyonunu oluşturur çünkü biliriz her tatmin yeni arzuların tohumudur. İstediğimizi elde edemememiz ise ıstırabın devam etmesi demektir. Bu yüzden acı ve sefalet olumlu, haz ise olumsuzdur. Kast edilen acı ve ıstırabın tek başına bir değeri vardır ve hissederiz. Haz ise tek başına bir değeri yoktur. Sadece acının yokluğu anlamına gelir. Zevklerimizin kaynağı ise acılarımızı bastırma ihtiyacıdır diyebiliriz. Yaşantımızda da yaptığımız sosyal aktiviteler, hobilerimiz bizim için birer kaçış aracıdır. Hayatın stresinden kaçmak ve kendimizi bir süre rahat hissetmek için yaparız. Ancak bundan alacağımız zevkin uzun sürmeyeceğini ve aynı rutinlerin devam edeceğini biliriz.
İnsan Doğası, Çocuk Yapma ve Beklenti
Dünyadaki onca acıya, sefalete baktığımızda, yapılan canice şeyleri gördüğümüzde bu dünyanın iyi bir yer olduğunu düşünmek ve burada mutluluk aramak akıl dışı gözükür. Schopenhauer bu gaddarlıkları ve sefaleti insan iradesinin yansıması olarak görür. Yaşama iradesinin doğrulanması denilen şey aslında budur çünkü insan varlığını sürdürebilmek için başkalarıyla rekabet etmek ve onlara acı vermek zorundadır. Bu yüzden bakış açısının şu yöne kayması insanı daha az beklentiye sokacak ve mutsuz edecektir: İnsan dünyaya mutlu olmak için gelmemiştir. Mutluluk üzerinde bir hak iddia etmesi anlamsızdır. Dünya bir hapishanedir ve insan daha doğmadan doğunca işleyeceği günahların bedelini ödemek için var olur. Bu yüzden insan var oluşunun amacı hiç var olmamasıdır diyerek oldukça
Hayatın AnlamıArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 20103,836 okunma