Kitabım Sonun Arzusu; 52 sayfalık, 8 öyküden oluşan bir derleme.
Neden 8 öykü?
8 rakamını yan çevirdiğimizde sonsuzluk sembolünü görüyoruz. Aslında bu benim kendime ve okurlara olan bir imaydı. Kendime olan ima şu anlamdaydı: Umarım yazmaktan vazgeçmem ve daha çok öykü yazıp ikinci, üçüncü, dördüncü kitabımı çıkarabilirim. Okurlara olan ima ise şuydu: Umarım bu eser sizin kafanızda uzun bir süre yer eder. Açık bir ima değil biliyorum. Sadece ben anlıyor olsam bile sorun değil. Bu benim kendime verdiğim bir mesaj.
Kitabımda ne var?
Kitabımdaki öykülerde, kahramanlar içsel çatışmalar ve korkular, varoluşsal sancılar ve yok oluşun kendisini yaşamaktalar. Kendi üslubum ve dilimle, modern çağın sorunlarını, gotik türe ait bir tarzda öyküleştirdim. Sonun Arzusu içime sinen bir çalışma oldu gerçekten.
Dil kullanımı nasıl?
Poe’dan dil yapısallığı olarak şu şekilde ayrılıyor; Poe’nun dili daha stilize, kontrollü ve şiirsel iken benim dilim daha ham ve kaotik.
Durumlar, duygular, düşünceler hızla değişiyor. Bunun sebebi ise öykülerimin malzemesinin benim kendi bilinçdışım olması.
Öykülerimi yazarken serbest akışla yazdım. Bilinçdışım bana malzemeleri verdi ve ben de onları öyküleştirdim. Bu doğrultuda, öykülerimi okuduğunuzda, bir insanın zihninin arka odalarının, Freud’un söylemiyle, kaotikliğini öykülerde hissedeceksiniz.
Şimdi öykü öykü gidelim.
Önsöz... Öykülerimde tamamlanmamışlık hissi olabilir ama aslında bu kasıtlı. Öykülerdeki karakterler evrensel karakterler ve her insanın ortak olarak paylaşabileceği figürler. Bu bağlamda okurun kendisinin öyküdeki karakterin yaşadığını anlamasını ve kendi bilinçdışına dönmesini istiyorum. Bunu önsözde de yazdım. Okurun kendi gölgesine bakmasını ve yüzleşmesini; bu doğrultuda öyküleri kendi bilinçdışıyla tamamlamalarını