Giritli dünyaca ünlü yazar Nikos Kazancakis 1883 yılında, Osmanlı Devleti sınırları içinde bulunan ve Girit’in dört önemli merkezinden birisi olan Kandiye’de dünyaya gelmişti. 1906 yılında “Yılan ve Zambak” isimli şiir kitabı, 1927 yılında “Gezerken” ve “Çileci” isimli denemeleri yayınlanmış, 1928 yılında iki, 1953 yılında da bir oyunu okuyucusuyla buluşmuştu. Ancak tüm bu yazı macerası içinde onu başköşeye taşıyan eser 1946 yılında yayınlanan “Zorba” isimli romanı oldu. Kazancakis “Zorba” ile dünya çapında bir üne de kavuşmuştu.
1954 yılında yayınlanan “Günaha Son Çağrı” isimli romanıyla yazı hayatında hiç ummadığı bir gelişme yaşadı Kazancakis. Hz. İsa’nın hayatını konu edindiği roman yayınlanınca Katolik Kilisesi’nin en sert eleştirilerine hedef olan yazar dönemin papası tarafından aforoz edilmişti. Bu aforozun ana sebebi ise romanında “gülen, ağlayan, zaman zaman çaresiz kalan, âşık olan, bir kadına ilgi duyan ve onunla evlenen” bir Hz. İsa karakteri oluşturmasıydı. Yani Kazancakis, Katolik Kilisesi’nin arzuladığı ve istediği “Tanrı İsa” yerine “İnsan İsa” portresi çizmişti. İşte bu karakter de onun kiliseden atılmasına, dinden çıkartılmasına neden olmuştu.
Aslında yazımızın ana konusu ne Nikos Kazancakis, ne onun “Günaha Son Çağrı” isimli romanı, ne de Kazancakis’in romanından dolayı başına gelenler. Bizim size tanıtmak istediğimiz kitap, Derin Tarih dergisinin Haziran’da yayınlanan 27. sayısıyla birlikte okurlarına hediye ettiği “Cemal Granda; Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri” isimli eserdir. Kazancakis’in eserinden dolayı yaşadıkları Cemal Granda’nın başına gelmemiş olsa da, bu kitabın tanıtımını yapmayı düşündüğümde aklıma ilk olarak Kazancakis ve onun romanı gelmişti. Bizim de zihnen iki eser arasında kurduğumuz bağ, Kazancakis’e kilisenin tepki