10/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 02:04
Gerçeğe Dönüşen Düşlerin İzinde: "Hayallerin Öyküsü 2" Bazı kitaplar sadece kelimelerden oluşmaz; içinde ter, inanç, uykusuz geceler ve her şeye rağmen geri adım atmayan bir irade barındırır. Genç bir kalbin kaleme aldığı "Hayallerin Öyküsü 2", tam olarak böyle bir eser. İlk sayfadan itibaren okuyucuya kurgusal bir dünya değil, bizzat hayatın içinden süzülmüş, yaşanmış ve kazanılmış bir zaferin haritasını sunuyor. Yazar, kendi hayatını ve hayallerini hayata geçirme serüvenini anlatırken, aslında her birimize şu evrensel soruyu soruyor: "Bir rüyayı gerçek kılmak için ne kadar ileri gidebilirsin?" Kitabın en büyüleyici yanı, yazarın kendi iç dünyasını açarken takındığı o samimi ve yalansız tavır. Edebi açıdan bakıldığında; ajitasyona kaçmadan, başarıyı bir gecede gelmiş bir mucize gibi göstermeden, sürecin getirdiği zorlukları ve güzellikleri estetik bir dille harmanlamayı başarmış. Anlatımındaki akıcılık, okuyucuyu sadece bir başarı hikayesine ortak etmiyor; aynı zamanda yazarın büyüme, olgunlaşma ve kendini bulma yolculuğuna da tanık ediyor. "Hayallerin Öyküsü 2", hayal kurmanın çocuksu hafifliği ile o hayali inşa etmenin yetişkin sorumluluğunu muazzam bir dengede buluşturuyor. Bu kitap, "imkansız" kelimesini lügatinden çıkaran bir gencin, hayata karşı dik duruşunun edebi bir vesikasıdır. Yazarın kendi hayat serüveni, sayfalar arasında ilerledikçe soyut birer umut kırıntısı olmaktan çıkıp, elle tutulur birer başarı kriterine dönüşüyor. "Bir hayal, ona inanıp onun için savaşmaya başladığınız an öyküye dönüşür." İşte bu kitap, o öykünün en parlak bölümü. Bu noktada, satırların arkasındaki o güçlü iradeye, yani sevgili Yazar Kaan Turhal'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Seni gerçek hayatta da tanıyan, o bitmek bilmeyen azmine ve başarılarına şahit biri olarak
Hayallerin Öyküsü 2Kaan Turhal · Fikir İzleri Yayınları · 202630 okunma
Bunu Tolstoy yazmış olamaz
2/10
·111 syf.··
2026 21. kitabı
Tolstoy’un büyük romanlarındaki karakterler kanlı, canlı, hataları ve sevaplarıyla bizzat aramızda yaşayan insanlardır. Ancak İnsan Neyle Yaşar? hikayesinde karakter yönetimi tam bir hayal kırıklığıdır. Ayakkabıcı Simon, karısı Matryona ve hatta dünyaya indirilen melek Michael, kendi iradelerine sahip edebi karakterler değil, yazarın önceden belirlediği ahlaki mesajı topluma dikte etmek için kullandığı birer "fikir kuklası"dır. ​Karakterlerin hiçbir içsel çatışması, gri alanı veya insani derinliği yoktur. Matryona bir anda öfkelenir, bir anda melek Michael’ın yüzündeki ışığı görüp dünyanın en merhametli insanına dönüşür. Bu ani ve temelsiz değişimler, edebi gerçekçiliği zedeler. Okur olarak karakterle bağ kuramaz, sadece yazarın sahneye koyduğu didaktik bir tiyatroyu izliyormuş hissiyatına kapılırsınız.
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Kızıl Panda Basım Yayın Dağıtım · 2021234,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
POFİDİK AJAN KEDİ
Puan vermedi·156 syf.··
2026 12. kitabı
POFİDİK AJAN KEDİ, çocukları eğlenceli bir maceraya davet eden, akıcı dili ve renkli çizimleriyle dikkat çeken bir kitap. Pofidik ve arkadaşlarının yaşadığı komik olaylar, küçük okurların merak duygusunu canlı tutarken dostluk, dayanışma ve problem çözme gibi değerleri de eğlenceli bir şekilde aktarıyor. Özellikle mizah dolu anlatımı sayesinde çocukların kitap okumaya olan ilgisini artırabilecek keyifli bir eser. İlkokul çağındaki çocuklar için hem eğlendirici hem de sürükleyici bir okuma deneyimi sunuyor.
Pofidik Ajan KediAdrian Beck · The Çocuk Yayınevi · 202638 okunma
Kitap yorumum
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 22:29
TEKER TEKER Teker Teker kitabının yorumuyla sizlerleyim. @chriscarterbookofficial yine muhteşem bir kitapla karşımızdaydı. Canlı yayında bir insanı katletmek mi İnanılır gibi değil mi Dedektif Robert Hunter ve yardımcısı Garcia bu sefer çok zeki ve bilgisayar dahisi bir katille karşı karşıyadır. Nefes kesen olaylar, işlenen cinayetler ve cinayette kullanılan teknikler çok korkutucuydu. Kitabın alt hikayesinde ise bambaşka bir olay yaşanmaktaydı. Teker Teker kitabından bahsedecek olursam; Dedektif Hunter, masanın üzerinde duran telefona cevap verdiğinde karşısındaki şahıs bilgisayarda internet adres çubuğuna bir sitenin adresini yazmasını söylüyor. Enter tuşuna basınca Dedektif Hunter’ın dikkatini çeken önemli bir anana tanıklık ediyoruz. Ekrandaki görüntüleri Hunter ve Garcia algılamakta zorluk çekiyor. Ekranda büyük, şeffaf ve kare biçimde bir kutu vardı. Camdan yapılmışa benziyor. Kutunun tam ortasında ise ağır metal bir sandalyeye bağlanmış yirmili yaşlarının ortalarında ya da sonlarına görünen bir adam oturuyordu. Arayan arayan kişi Dedektif Hunter’dan yardım istiyor. Dedektif Hunter’a sandalye de savunmasız bir halde oturan adamın nasıl öleceğine karar vermesini istiyor. Böyle bir psikopatla ilk defa karşı karşıya kalan Dedektif Hunter’ın cevabı ne? Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. Kitapla kalın dostlar @melek_uluuu ablam biz ne okudum öyle Beynim yandı resmen yaa Harika bir kitaptı Kitbı seninle okumak çok keyifliydi Kitap hakkındaki sohbetin ve değerli yorumların için teşekkür ederim ablam Yeni kitaplar da görüşmek dileğiyle #neokudum #okudumbitti #kitapyorumu #bookstagram #keşfet #erdeminkitapligi #tekerteker #chriscarter #pegasusyayınları #sayfa480
Gerilim
Teker TekerChris Carter · Pegasus Yayınları · 2025156 okunma
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 71. kitabı
Benim gibi distopya sevmeyenlere bile kendini sevdirir bu kitap. Sizi insanlıktan umudun kesildiği o karanlık dehlize çeken metinlerden değil çünkü. Aksine mizah duygusu güçlü, politik hicvi yerli yerinde kullanan, hareketli bir roman. Bu kitabı en güçlü kılan şey faşizmi, kapitalizmi, sömürgeciliği ve insanlığın kolektif körlüğünü eleştiren müthiş bir alegori olması. Neredeyse doksan yıl önce yazılmış olmasına rağmen bugün hâlâ güncel bir metin gibi okunabilmesine şaşmamalı. Arka ayaklarının üzerinde durabilen, konuşmayı ve okumayı öğrenebilen semenderler keşfedildiğinde insanlar onları bir canlı olarak değil, bir fırsat olarak görüyor: daha fazla üretim, daha fazla kâr, daha fazla güç. Şiddet ve aşağılamayla yakalanıp ucuz iş gücüne dönüştürülüyorlar. Romanın en etkileyici yanı da burada başlıyor. Semenderlerin uğradığı sömürü öyle açık ki, onları bir “tehdit” olarak görmeden önce birer mağdur olarak görüyorsunuz. Bu yüzden direnişe geçtiklerinde şaşırmıyorsunuz; asıl şaşırtıcı olan, insanların buna şaşırması oluyor. Romanın yazıldığı yıl 1936. Avrupa’da ırkçılığın, militarizmin ve faşizmin yükseldiği bir dönemde Čapek, bir grubun önce aşağı görülmesini, sonra sömürülmesini ve ardından bir “tehdit” olarak sunulmasını anlatıyor. Ve sömürgecilerin dünyanın dört bir yanında halkları sömürüp, sömürülenler ayaklandığında onları “vahşi”, “barbar” ya da “tehlikeli” ilan etmesini semenderler üzerinden görünür kılıyor. Romanın yapısı alışılmış değil. Gazete kupürleri, raporlar, tutanaklar ve farklı anlatım biçimleri kullanıyor Čapek. Klasik, kesintisiz bir olay örgüsü bekleyen okurları zorlayabilir belki. Ama bu deneysel yapı aynı zamanda romanın en güçlü yanlarından biri. Çünkü anlatılan felaketin yalnızca birkaç kişinin hikâyesi değil, bütün bir toplumun ortak eseri
Semenderlerle SavaşKarel Čapek · Jaguar Kitap · 2021440 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 290. kitabı
Mary Shelley, Frankenstein ya da Modern Prometheus adlı bu gotik bilimkurgu şaheserinde, hırslı bir bilim insanı olan Victor Frankenstein'ın cansız maddelerden bir canlı yaratması ve ardından bu yaratığın kontrolünü kaybederek kendi felaketini hazırlamasını konu alır. Yazar; insanın Tanrı rolüne soyunmasının sınırlarını, yaratıcısı tarafından terk edilen "canavarın" yaşadığı derin yalnızlık ve dışlanmışlık hissinin nasıl yıkıcı bir intikam öfkesine dönüştüğünü, sorumluluk ve ahlak kavramları ekseninde sarsıcı bir dille işler.
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma