Ferit Edgü'nün şiirimsi bir dili olması okuru yormadan kitabın kolayca akıp gitmesini sağlıyor. Olay örgüsünün merak uyandırması sebebiyle de okudukça okuyası geliyor insanın.. Gemi kaptanıyken bir kaza sonucu kendisini Hakkari'nin engin dağlarında bulan kahramanımızın geçmiş, gelecek ve şimdi arasında yaşadığı benlik yolculuğu anlatılıyor. Bu yönüyle psikolojik ögeleri de içerisinde barındırıyor. Kaza sebebiyle geçmişine dair her şeyi unutması ve hiç bilmedigı bir yerde verdiği yaşam mücadelesi doğu kültürü, coğrafya gerçekleri ekseninde işleniyor. Okurken Hakkari'ye ve oradaki yaşama dair okuru da hayat şartları ve gerçeklerle yüz yüze getiriyor.
• "-Hiç kuşkusuz, düş gerçeğin ta kendisidir."
• Bilseydi, senin gibi bir yer var yeryüzünde en korkunç kitabının konusu sen olurdun.
• O kentlerde de insanlarla konuştum yabancı, ama bildiğim dillerden.
• Artık unutmuştum onu, umutsuzluktan unutmuştum, (...)
• Bugünü yaşayarak geçmişini bulacak
• O an, bugüne degin birçok ölü gördüğümü (giderek gömüldüğünü) ansıdım.
• Bir tek şey istiyorum - Çaresizliği yenmek.
• (...bense kendimi buluyordum. Yitirdiğim kendimi - zaman zaman yitirdiğim - zaman zaman bulduğum.)
• "Yolcu, bir gün yolunu yitirirsen, artık eski yolunu bulmaya çalışma, yeni bir yol ara kendine."
• ..noktasız virgülsüz uzayan bitmek bilmeyen acı gibiyim..
• Ben bu okulun öğretmeni ve öğrencisiyim.
• Tükenecek kadar uzun zaman aydınlattı mı beni?
• Ne uzun ölüyoruz
• "insanoğlu kendine yetmesini bilseydi, önemli bir sorunu çözümlemiş olurdu."
• "...isteklerimi, umutlarımı geciktiren her an bana dayanılmaz bir uzunlukta gelir."
• Hep yanlışlıkları anlatıyor gibiyiz.
• Yenilme kendine.