Stephen King’in henüz okuduğum dördüncü kitabı ve ilk üçünü okuduğum gibi (Göz, O ve Holly) elimden bırakamadığım sürükleyici bir kitap olamadı.
Çok fazla karakter var çok fazla isim geçiyor, belki de isimler ve kim olduklarını not alarak okusam daha iyi olurdu ama bu şekilde kim kim ve ne yapıyor, neler oluyor asla anlamadan çok kopuk bir şekilde okudum hikayeyi.
Ama her kitabı da aynı etkiyi verecek diye bir şey yok sonuçta tabi, vampir hikayelerini de sevdiğim için biraz hüsrana uğrattı.
Oldukça popülerleşmiş kitaplara önyargım sebebiyle muhtemelen okumayacağımı düşündüğüm bir kitaptı. Ama bu önyargım hep yanılıyor, bir kitap adından çok bahsettirdiğinde ondan uzaklaşma işini bir kenara bırakmam lazım artık.
Tek kelime ile mükemmeldi. İnsanı kendine bağımlı eden, bir o kadar da başrol olmayı hak etmeyen bir kadının başrolde olduğu, onun ağzından yalanlarını yakaladığım ve hiçbir şeyin siyah ya da beyaz olmamasından dolayı sürekli arada kalmışlıkla, bir kararsızlıkla okuduğum çok keyifli bir kitap.
Anlatıcıdan hiç hazzetmeyerek okudum kitabı ki bu çok farklı bir deneyim kazandırdı bana. Anlatıcıya güvenemediğiniz, neyi neden yaptığını mantığınıza oturtamadığınız aynı zamanda yayın sektörünün gerçeklerini de gözler önüne seren bir hikaye. Ki zaten adından da anlaşıldığı gibi de çok fazla gündemde olan ırkçılık meselesi. Her detayın işlenişi ile çok başarılı bir kitaptı.
Popülerleşmiş kitaplara olan önyargım kapatılsın.