İzmir'deki arkadaşlarin ne yaşadığını en iyi ben anlarim Elazığ depreminden sonra 3 gün uyumamış ardından uyuduğunu uykulardan da sıçrayarak kalkmıştım, lambaya bakmaktan boynum ağrıyor her an annemi kardeşlerimi kaybedicem diye yüreğim ağzıma geliyordu.. şimdi korkuyla hatırladigim bu günleri yaşayan insanlar olmasi müthiş bir acı, haberlerde o enkazlari görünce annemle dayanamadık ağlaştık. Bize "Kürtler hepsi ölsünler" diyenler şimdi onlar için de "kemalistler, Aleviler ölsünler" diyor. Bilmiyorlar ki acının dili dini ırkı yok!
Otuz üç aydını Madımak Oteli'nde yakanlar ceza almadan kurtulacak, bunların bir kısmı da aynı Maraş katilleri gibi dinci partiden milletvekili yapılacaklardı. Ülkenin düzeni buydu; Aleviler can verirdi, onları öldürenler ise Meclis'e girerdi.
Mesela daha küçük yaşta başlardım kitap okumaya ve daha çok kitap okumuş olurdum çünkü okumam gerektiğine inandığım çok kitaplar var. Ve çok daha gezer bolca arkadaş edinirdim. Ve daha çok insana yardım ederdim maddi manevi ama yine de elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Bazı şeylerin gerçekliğine insan elinde kullanacağı zamanın azaldığını hissedince farkına varıyor. Ne kadar müsrifiz bize ayrılan zamanı kullanmakta.
O kadar haklısınız ki.
Hayat kısa ve biz bu kısacık hayatımızda o ne der bu ne der diye geçiriyoruz. Yapmak istediğimiz herşey yarım kalıyor. Yaşanmalı bu hayat dört dörtlük olmasa da pişman olmadan ilerlemeli. Hayat senin hayatın, hayat bizim hayatımız.
“Dünyada sadece tek bir varlığı sevmek, onu bütün kalbiyle sevmek ve karşınızda durup size bakar, cevap verir, konuşurken sizi tanımadığını fark etmek!”