"It is odd how, when you have a secret belief of your own which you do not wish to acknowledge, the voicing of it by someone else will rouse you to a fury of denial. I burst immediately into indignant speech."
''O da gülümsedi. Artık ölsem de gam yemem. Kaderimde kendim olmak vardı. Anlamıştım. Bu mekan, bu kadın, bu beyin bana ait değildi. Tamam. İntizamdan, sahicilikten ve asaletten mahrumdum. Doğru. Yine de hoşnuttum. 'Ahır yangınını şerbetle söndürmek' diye bir şey olmasaydı, ben icat ederdim. Ömür nasılsa geçecekti. Sevmiş ve sevilmiştim. Ölmüş ve dirilmiştim. Ayrılmış ve kavuşmuştum. Bundan fazlasına heveslenmeye mecalim yoktu zaten. Savaşa ve zafere ihtiyaç duymuyordum. Kırık ve kirli bardağın dolu tarafını görüyordum. Haklı çıkmanın aşağılık tatmininden vazgeçmeyen beleşçiler, kötümserlikte ısrarcıdır. Sizi bilmem sevgili okur, fakat ben kahraman değilim.''
''Umutsuzum. Serpil Silahlıperi'nin ölümüyle ontolojik ofsayta düşmüştüm. Tuzla buz olmuş kalbimin kırık parçaları, bir iğnenin deliğinden geçebilirdi. Kaderimin sigortası atmıştı. Ömrüm, hayatıma dar geliyordu. Varlığımı geçerli kılan muhatabımı yitirmiştim. Benliğimi anlamlandıran ilişki imha olmuştu. Kainat hükümsüzleşmişti. Ete kemiğe bürünmüş bir saçmalıktım.''
''Tesadüf, talih ve bahtsızlık... hepsi kaderin şubeleridir.
Mazideki kederleri hatırlamanın sağlayacağı koruma, unutmanın getireceği huzurun yanında bir hiçtir. Lakin aklın forsu hafızaya sökmez.''