cantabile

cantabile
@cantabile
"Buradan da anlaşılacağı gibi, erek metne şeklini veren, onun türünü belirleyen kesinlikle ne kaynak metin, ne de kaynak ekindir. Skopos kuramında asıl belirleyici etmen, çevirinin erek ekinde hangi amaçla kullanılacağıdır. İşte bu amaçla ilgili olarak alınan kararlar sonucunda kaynak metin kaynak ekinden koparak, erek ekinde farklı bir işlev yerine getirmek üzere çevirmen tarafından yeniden düzenlenir. Vermeer, kaynak metnin, çevirmen tarafından kullanılmak üzere son düzenlenmiş haline “texteme” adını verir. Ancak kağıt üzerindeki son çeviri ürünün (texteme) okunmasıyla birlikte yeni bir eylem devreye girdiğinden, sözkonusu “texteme” işlevi olan yeni bir “metin”(translatum) haline dönüşür. Kuşkusuz bu durumda dinleyici de çevirmenin okuduğu metni kendi amacı doğrultusunda yeniden değerlendirerek yeni bir “metin” yaratır. Bir başka deyişle, çevirmenin elinden çıkmış son kağıt üzerindeki metnin, somut bir varlığı olmasına karşın işlevi yoktur. Bundan böyle varlığı fark edilemez. Öte yandan, bireyin bu metnin son halini (texteme) okuması ve çeviri ürününü algılayıp yorumlamasıyla birlikte, bu ürün bireysel düzeyde de olsa, yeni bir öznel gerçeklik ve yeni bir işlev kazanır (translatum). "
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Işın Bengi çeviribilim sürecinin çeviri olgusuyla birlikte başladığını, Öner bu konuda ardıl ve ileriye dönük olarak yapılacak çalışmaların gerçekte çeviribilimin devingen sürecinin bir parçası olduğunu savunur (BengiÖner 1999: 13). Bir başka deyişle, tarihsel süreç içerisinde çeviri etkinliği kapsamında uygulama alanında çıkan sorunlar, bir yandan çeviri süreciyle ilgili bir takım kavramların ortaya çıkıp tartışılmasına neden olurken öte yandan da çeviribilim zincirinin ilk halkalarını oluşturur. Her bilim dalında olduğu gibi bu konu alanı da, uluslararası iletişimin kaçınılmazlığı karşısında 20. yüzyılın başında dilbilimin bir alt dalı ol arak göstergebilim başlığı altında kendini göstermeye başlamış ve 1980’li yıllardan sonra özerk bir bilim dalı olarak kendini dünyada kabul ettirmiştir."
"Nietzsche continued: 'You have looked at my books. You understand that my writing succeeds not because I am intelligent or scholarly. No, it’s because I have the daring, the willingness, to detach myself from the comfort of the herd and to face strong and evil inclinations. Inquiry and science start with disbelief. Yet disbelief is inherently stressful! Only the strong can tolerate it. Do you know what the real question for a thinker is?' He did not pause for an answer. 'The real question is: How much truth can I stand? It is no occupation for those of your patients who wish to eliminate stress, to live the tranquil life.'"
''Ketas'in şiirindeki 'yeni bir gezegen' ya da engin 'Pasifik' imgelerinin belirttiği gibi, yazınsal çevirinin önemli bir işlevi, daha önce çok işitmiş olsak bile, iyice tanımadığımız bir düşsel kurmaca dünyayı açabilmesidir bize. Hem de, algısı kendi alışılmış dünyasıyla körelmiş olanların şaşkın bakışları arasında.''
"Poor, unformed, mad Bertha—what a foolish dream it was to think I could complete her, form her, so that she, in turn, could give me . . . what? That was the question. What was I searching for from her? What did I lack? Did I not have the good life? To whom can I complain that my life has led irrevocably into an ever-narrowing chute? Who can comprehend my torment, my sleepless nights, my flirtation with suicide? After all, haven’t I everything one could wish: money, friends, family, a beautiful and charming wife, renown, respectability? Who will comfort me? Who refrain from asking the obvious question: 'What more can you want?'"