Kurucu enerji ile yönetme kapasitesini birleştirmek büyük bir başarıdır ancak o gücü kurumsallaştırıp kendi şahsından ayırabilmek yani iktidardan gönüllü olarak vazgeçebilmek gerçek anlamda bir
1000Kitap
‎Yeşille mavi yakışıyor. Ağaçların yeşili tozlaşıp havaya rengini vermiş gibi. Gün batmaya yaklaşırken araya kül-gül karışımı bir renk giriyor ama. Renk odağımı yitiriyorum. ‎Ağaçların büyüklüğü
Reklam
Şivekar'ın Çıktığıdır, İsmet Özel
Hazdır Dünyalar sanmayın bizi içine çeken Hazdır dünyalardan bütün emdiğimiz
1000Kitap
yusuf'un güzelliği bir çarpışma gibi içrek bir savaş gibi yaman terk ediş uyandırmıyor gidişi bir kalış sunmuyor, durduğu zaman mutlaka başka dedirtiyor oluşu sineyi hatırlatıyor sinesi insanların sineleri olduğunu gözleri çok fazla çok fazla derin her şeyi ezberletecekmiş gibi zora koşuyor oysa ezberleyecek hiç vakit bırakmıyor insanlara çabucak derinleşmeniz gerekiyor yusuf'la karşılaştıysanız bitişmeniz isteniyor hakkı verilmiş bir anlamla
Şiir
Dudağının kıyısında gizli bir yer, sığınsam belki bir ömür Göze alamamak`tan değil ki Kalpler de zaman denk düşmemişse bir birine O ağır çarpışma gerçekleşmemişse eğer Binlerce ömür de verilse nafile Bir karış yer de, bir nefes bile çok geliyor işte .. Kızıl-Deniz #DnzBzn
"Bilinci dönüştüren dil değil imgedir. başlatıcı tecrübe olan imgenin etkisidir." Bu görüş, bilincin sadece rasyonel bir yapı değil, duyusal ve sembolik bir derinliğe sahip olduğunu vurgular. Dil, olanı etiketler ve sınıflandırır; ancak imge, bilinci sarsarak onu yeni bir forma sokar. Bu "başlatıcı tecrübe"yi şu üç noktada somutlaştırabiliriz: Doğrudan Temas: Dil, gerçeklik ile aramıza giren bir tercümandır. Bir kavramı (örneğin "acı") kelimelerle anlatmak dolaylı bir yoldur. Ancak o ana dair bir görsel veya yaşanmış bir imge, bilince "aracısız" çarpar. Bu çarpışma, bilincin eski savunma mekanizmalarını yıkar. Dikey Derinlik: Dil yatayda ilerler; kelimeler birbirini izler (lineerdir). İmge ise dikeydir; tek bir anda, tüm anlam katmanlarını aynı anda bilince indirir. Bu yüzden bir rüya imgesi veya bir sanat eseri, sayfalarca süren bir felsefi metinden daha hızlı "aydınlanma" yaratabilir. Duygusal Mühür: Bilinç, sadece bilgiyle değil, duyguyla mühürlendiğinde dönüşür. İmge, duygunun taşıyıcısıdır. Zihin bir teoriyi unutabilir, ancak ruhu sarsan o "ilk imgeyi" (başlatıcı tecrübeyi) hayat boyu bir referans noktası olarak saklar. Kısacası; dil açıklar, imge ise değiştirir. Bilinç, kelimelerin ikna gücüyle değil, imgenin yarattığı o sarsıcı tecrübenin kaçınılmazlığıyla yön değiştirir
Reklam
Reklam