Sarışın çocuk, elinden geldiği kadar kayıtsız bir halle denize doğru yürümeye başladı. Hem aldırmıyormuş gibiydi, hem de umursamadığını açığa vurmak istemiyordu. Şişman çocuk, onun peşinden gitti çabuk çabuk: "Burada hiç büyük yok mu?" "Yok, bana kalırsa" Sarışın çocuk bunu ağırbaşlı bir halle söylemişti. Ama böylesine istediği bir durumun gerçekleşmesinden duyduğu sevinci tutamadı. Uçağın bıraktığı izin ortasında, başının üstünde amuda kalktı. Tepetaklak sırıttı şişman çocuğa: "Büyükler yok!"
Reklam
"...kitaplar işe yaramıyor. İnsanın yanında olacak birine ihtiyacı var" İnlemeyi andıran bir sesle devam etti. " İnsan yanında biri olmazsa delirir. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeterki yanında olsun." Ağlamaya başladı. "Sana bir şey diyeyim mi? İnsan çok uzun süre yalnız kaldı mı hastalanır, yalnızlıktan hastalanır."
Geçmişi düşündüğümde korku ürpertiyor beni. Öyle acılarım oldu ki, hatırlamak dahi içimi parçalıyor. Beni yıkıma sürükleyen o zalim insanlara yaşamımın bitimine dek ileneceğim.
Günün kararlarını satranç oynarcasına alıyordu. Tek derdi, hiçbir zaman çok iyi bir satranç oyuncusu olmayacağıydı.