Aurora

Aurora
@catherineearnshaw
"Anlaşılmak için sözcüklere başvurmak zorunda kalmamayı ben de çok istiyorum." José Saramago Always on the road :) driveandlisten.herokuapp.com
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2018 71. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2018 13:30
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 100 temel eser içinde değerlendirdiği “Zeytindağı” bu anlamlı etkinlik sayesinde, benim de okuduklarımdan oldu. Herşeyden önce, kitabın arkasında yazanlar bile size okumanız için itici bir güç gibi geliyor. Behçet Kemal Çağlar’ın dediği gibi; “Bu kitabı okumak adeta bir borçtur ve bir vazifedir.” Umarım bu vazifeyi yerine getirebilmişimdir. Kendi tarihimizin tozlu sayfalarını üflediğimizde, bize okullarda okutup ezberlettikleri bilgilerin üstünden onca geçen zamanla birlikte bilinçli olarak okumak şüphesiz insana daha çok şey kazandırıyor. Falih Rıfkı Atay’ın gazeteciliği, katipliği, 1.Dünya Savaşı’ndaki yedek subaylıktan, Cemal Paşa’nın emir subaylığına yükselmesi bu eseri yazmasında biçilmiş kaftan görevi görmüş. Zaten kitabın ismi de Cemal Paşa’nın karargahının bulunduğu Kudüs’e yakın bir dağın isminden almış. Falih Rıfkı gördüğü, yaşadığı, gözlemlediği olayları, paşaları, dönemin acıtan, üzen ve sinirleri zıplatan vehamet bazlı hatıraları insanın bazen boğazına bir yumru bırakacak kıvamda. İttihat ve Terakki (birlik-ilerleme) ile Cemal Paşa, Enver Paşa ve Talat Paşa’dan çokça söz etmesiyle başlıyor. Tabi burada okurken kendi subjektif fikirleri ve görüşlerini fazlasıyla görüyoruz. Cemal Paşa ile ilgili yorumları daha olumlu ve ılımanken, Enver Paşa ile ilgili görüşleri oldukça sertti. Bir de onların yanında olup tanımanın kendisinde de birçok şeyin değiştirdiğini sayfalar değiştikçe anlıyorsunuz. Osmanlı’nın çeşitli cephelerde kaynak yetersizliği ve asker kayıplarından sonra düştüğü durumlar, politik oyunlar, birilerine boyun eğme, taraf olma ise gerçekten insanın içini sızlatıyor. Çölde geçen zamanlar özellikle kıyıcı; “Her şeyi kolay düşünüp ferahlamakla beraber, gene her bıraktığımız ölü için ümitsiz bir keder duyuyorum. İnsan kum
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
Reklam
6/10
·144 syf.··
2018 65. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2018 22:52
Her şeyin yolunda olduğu tek yer; Hayaller Öncelikle kitaba yapacağım yorumun tamamiyle öznel olacağını belirtiyor, okumak isteyen arkadaşların okuma heveslerini köreltmemek amacıyla inceleme yazacağımı not düşmek istiyorum. Yeni kalemlere, düşünen ve bunu yazabilen beyinlere her zaman bir fırsat tanımak gerekli bence. İbrahim Yusuf Pala’ya adım attığı sözcüklerin girintili, çıkıntılı, meşakkatli ama bir o kadar güzel olduğunu umduğum dünyada başarılar diliyorum. Eser, birden fazla karakter barındırıyor. Zamanlar çok belirgin değil. Baş karakteri bir psikoterapi seansında tanıyoruz. Doktoruyla aralarındaki diyalog daha çok birbirlerini köşeye sıkıştırıp, kişisel kazanç derdinde. Adamın tutkuyla bağlı olduğu biri var. Her sözünde Ondan bahsediyor. Oyunlarını kaçırmadığı, türlü hallerinden haberdar olduğu bir kadın. Ama yanında değil. Uzaktan ket vuran bir bağlılık onun ki. Kilitlenme. Koşulsuz sevdiğini dile getirebilecek kadar yoğun! İlerleyen sayfalarda başka kadınlara da rastlıyoruz. Birbirinden bağımsız, değişik kadınlar. İlişkiler, konuşmalarla olaylar zenginleşiyor. Yazar olayın kurgusunda sıkça başvurduğu durumu karışık hale getirme safhalarını iyi yazmış. Neden böyle söyledim. Çünkü çevirdiğim sayfalarda her karşıma çıkan karakter ve durum, kafamda başka bir şey şekillendirmemi ve düşünmemi sağladı. Biraz da kopmalar hissetmedim değil. Sayfa 87’de geçen cümle bence yazarın okuyucusuna sunduğu cümleydi; “Ortaya bir yem atıyorsun ve onun nasıl çözüleceğini okuyucuya bırakıyorsun” Birbirine geçmiş hikayeler, kişiler, ilişkiler, çözüm bekleyen sorular hepsi birer okuyucu için yem! Yazar burada yalnızca okuma, hikayeye dahil ol, baş karakterin fantezilerini, gerçeklerini, kaybedişlerini, olduklarını ve olmadıklarını yaşa diyor.
Kaybolan Düşler Senfonisiİbrahim Yusuf Pala · Karina Yayınevi · 2017235 okunma
7/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2018 62. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2018 19:39
Şimdi size öyle bir kitaptan bahsedeceğim ki, içinde savaş var, askerler tabi ki var, sürekli bir zamandan başka bir zamana ışınlanan bunun öncesinde bir uçan daire tarafından kaçırılan ana karakter Billy Pilgrim, Tralfamador gezegeni, ailesi, Dresden, Ilium, bombalar. Falan filan. Falan filan lafını geçiştirmek için söylemedim yanlış anlamayın. Bu kitapta çoğu yerde geçen, pelesenk haline gelmiş bir sözcük ikilisi bu. Tralfamadorluların ölenlerin ardından söylediklerini söylüyor Billy; Falan filan. Savaş dediğimde hepinizin tüylerinin diken diken olduğunu, acının, vahşetin, insafsızlığın dibine dibine vurduğu başka bir şey çağrıştırmıyordur eminim. Her türlüsü, her karesi. Bu trajediyi yaşayanlarla, yaşamayanlar tabi ki aynı kapta erimiyorlar. Özellikle görmüş, geçirmiş, yitirmiş ama beni öldürmüyorsa, güçlendirir ve belki de beni biraz yarım bırakabilir vakasının hayat görüşü halini alması kuvvetle muhtemeldir. Hayattan pek hazzetmemek gibi mesela. Hayata uyuz oluyorum der gibi! İlk kez okuduğum yazarın tarzı nasıl söyleyeyim, bir kaçış, bir delilik, eleştirel dalga, kimi zaman absürt diyebileceğim yerlerle dolu kendine özgü bir üslup. Savaş kısımlarını anlattığı bölümler hakiki, sahte kurgulamanın dışında olduğu belli oluyor. İnce olarak yonttuğu yergilerinden sistem ve ülkeler de nasibini alıyorlar. Öte yandan mizahsen dokunuşlar kondurduğu kurmaca da ise yazar sen bunları benim yazdığım gibi gör oku, gerisini merak etme savaşın anlatılacak o kadar da sempatik tarafları olmadığını sen de biliyorsun der gibiydi. Okuduğum kısımların bazıları tamam buraya kadar sonrasını boşver hissiyatını veriyordu. Peki kitabın kahramanı Billy Pilgrim kimdi? O zamanda kopmuş biri. Optometri okumuş, ilgi çekmeyen komik biriydi. Okulun kurucusu ve sahibinin kızıyla evlenerek
Mezbaha No:5Kurt Vonnegut · April Yayıncılık · 20152,151 okunma
10/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2018 56. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2018 21:00
Kitabın son sayfasını gıdım gıdım okuyorum, bitmesin diye. Ben sevdiğim kitapların sonuna hep böyle davranıyorum. Sen ne kadar güzel, ne kadar büyülü, anlattığın kadar insanı o yerin altındaki esrarlı, kimsenin bilmediği karanlık dehlizlerden yürütüp böyle müthiş bir hikayenin içinde hissettirdin kitap! Mine Söğüt’ü çok seviyorum. Deli Kadın Hikayeleri ile başlayan tanışmam, Beş Sevim Apartmanı ile pekişti, Kırmızı Zaman’la bağlılığım sorgulanamaz hale ulaştı. Yazarın okuyucuyu okuduğu yerden alıp, fantastik öğelerin hayatla gerçekleştiği zamanlara, mekanlara, olay ve kişilere götürüp, masalsı tandansına eşlik ettirmesinden çok hoşlandım / hoşlanıyorum. Okudukça o kahramanlardan biriymişim gibi geliyor bana da. O kadar işliyor, içselleştiriyor. Kitapta kimler var derseniz ilk başta dikkatinizi çekmeyecek aman bunların hikayesini okusam ne olacak ki bile diyebilirsiniz. Zira cellatlar, kimsesizler mezarlıkları, toplumun dışında yaşayan berduşlar, sır dolu suskunlar, sefil yaşam enstantaneleri, değersiz çingeneler, deliler, katiller, kurbanlar. Kulağa pek iştah kabartıcı gelmedi değil mi? Ama inanın bu öğelerden öyle güzel bir kurgu, aklınızdan çıkmayacak bir hikaye olmuş ki. Zaman Dayı, Halat Niyazi, küçük kız Hüsran, babasının cesedini arayan Botan, Cellat Leon, çingene Ziba kitabın unutulmaz karakterleri. Tabii en çok rastladığımız renk Kırmızı. Zaman Dayı’nın kimsenin nereden geldiğini bilmediği kırmızı sandalı, yakaladığı kırmızı balıklar, Halat Niyazi’nin kanlı gözyaşları, Hüsran’ın camı çizik küçük kırmızı feneri, gizli kırmızı kitabı, olayların geçtiği kırmızı zamanlar, Cellatların aldıkları canların kırmızısı… Yazarın
Kırmızı ZamanMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 20192,373 okunma
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2018 48. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2018 21:39
Ülkemizin ünlü yazarı ve yerbilimcimiz Prof. Dr. A. M. Celal Şengör’ün titizlikle hazırladığı, Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması eseri onu tanımak isteyen ve eğitim sistemine yapmış olduğu altın hizmetlerini öğrenmek için faydalı bir kaynak olmuş. Kitabı okurken Hasan Ali Yücel’in bugün bile güncel olan kültür hizmetinin yanı sıra, unutulan bir değer olarak kalması insanı burkuyor. Kitabı okumaya başladığınızda, yazılan bir çok önsöz bile içinizde bir şeyleri kırmaya yetiyor. Hasan Ali’nin kendisi liberal ve demokrat birisiydi ama zamanında komünistlikle suçlandı. Şüphesiz bunda Türkiye’nin o dönemdeki güttüğü politik davranışla ilgiliydi. İsmet İnönü nazizmin ve faşizmin önlenmesi için Amerikan başkanı Roosevelt gibi Rusya’ya yakınlık göstermeyi politik bir gereklilik olarak görüyordu. Yücel’de bu davranışı yerinde bulmuştu. Bunun haricinde Hasan Ali Yücel’i, mental, özgürlükçü bir gözlemci, seçkin bir ozan, örnek bir eğitimci, gerçekçi bir devlet adamı olarak yorumlayan Celal Şengör, 1997 yılında UNESCO kendisini saygı ile anılması kararını almış ve Türk aydınları tarafından başarıyla yerine getirildiğini dile getirmiştir. Atatürk’ün başlattığı eğitimi güçlendirme çabalarının hiç sekteye uğramadığı 1939-1946 dönemi Hasan Ali’nin bakanlık yaptığı dönemde meydana gelmişti. Ve istifaya zorlanıp bakanlıktan uzaklaştırılması da İsmet İnönü’nün kararıyla olmuştu. Sebep olarak ise bu adım isteyerek atılmamış, milletin emniyetini tehdit edecek olayların ve devletin bekasını düşünerek büyük bir hassasiyetle verilmiştir! Türk Aydınlanma hareketi o tarihlerden sonra tabir-i caizse rölantiye alınmıştır. Bu olayın nedenleri konusunda çok şey çizilip yazılabilir. Nerede güzel gelişmeye bir oluşum varsa, insanların bunu mutlaka yok etme arzuları sanırım tarihte her olayda
Hasan Ali Yücel ve Türk AydınlanmasıCelâl Şengör · İş Bankası Kültür Yayınları · 20151,235 okunma
Reklam