şimdi tutsağım. bedenim bir zindanda demirlere bağlı; zihnim korkunç, kanlı, karşı konulmaz bir düşüncenin esiri! tek düşüncem, tek inancım, tek gerçeğim var: ölüm cezası!
uykuya dalmam epey sürdü –uykum bile yoktu daha– ama sonunda daldım. ne istedim ama, canıma kıymak geçti aklımdan. pencereden atlayıvereyim dedim. yere indikten sonra hemen üstümü örteceklerinden emin olsaydım, atlardım da. bir sürü meraklı turşucu salağın beni kanlar içinde seyretmelerini istemiyordum.
ayrılışlarım acıklı, hatta kötü olabilir, ama bir yerden artık ayrılıyorsam bunu anlamak istiyorum. bunu anlamadığınız zaman kendinizi daha kötü hissediyorsunuz.