Sanatım, kemanım benim için belki sana bir hayal veriyordu... Mevcudiyetim bir güzel sesten ibaret... Şimdi artık o da sustu... Geçmeyecek bir ruh hastalığıyla malûlüm Cavidan... Bu hastalık aydan aya, günden güne daha kuvvetle bastırıyor...
Cavidan'la birbirimize sevdiğimizi vehmettik...Fakat ruhlarımız daima birbirine yabancı kalmaya mahkûmdu... Benim zevkim, rikkatim, hüznüm, neşem onunkinden başkaydı... O kadar çok seviştiğimizi, o kadar iyi anlaştığımızı söylerken birbirinin istediğini söylemek, istediği gibi görünmek mecburiyetinde olan iki teklifli misafire benziyorduk.
Nihayet anladım ki bu kuvvetli arzuya mukavemet mümkün olmayacak...Onlar, bir ruznamenin ilk sayfaları olacak... Bunda çok tehlike var, biliyorum... Bir kere Cavidan'a söylemediğim birçok şeyleri ona söyleyeceğim... Binâenaleyh hayatımıza, daha fenası ruhumuzun hayatına bir ayrılık girecek...
Hatta bu ruh yalnızlığını bile kendi kendime itiraf etmedim. Bu gece yalnızım. İki buçuk seneden beri ilk defa birbirimizden ayrılıyoruz. Aramızda iki saatlik bir mesafe yok... Ayrılalı altı saat bile olmadı... Buna rağmen kendimi Cavidan'dan o kadar uzak buluyorum ki... Hatta yalnız ondan da değil... İki buçuk senelik kendi hayatım da bana bir başkasının, bir yabancının uzaktan görülmüş, hayali bir romanda okunmuş sergüzeşti gibi görünüyor...