Gecenin şiiriyle huzurlu geceler diliyorum
Bir ağacın olacak Pembe çiçekler açan Her dalı, her yaprağı... Cavidan Tümerkan
Şiir
Türkiyenin en pahalı yalısı olan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün altında yer alan Zeki Paşa Yalısını mutlaka görmüşsünüzdür. Birde Zeki Paşanın yazdığı şu müthiş Gazeli görün. Bu hüsnü kendine bâkî kalır sanma ey dil-ber Güzellik pây-dâr olmaz geçer âheste âheste Tecellî-i cemâlinden gönül şâd olsa neylersin Kemâl-i hüsnüne noksan gelir âheste âheste Gider bu şevket ü şânın kalır bir nâm-ı nîkin pes Ecel gelmiş kapın çalmış girer âheste âheste Hayât-ı cavidân istersen ey cân bezm-i vahdetde Fenâ bul râh-ı aşkında ölür âheste âheste Zekî terk eyle bu dâr-ı fenânın zevk ü şevkin kim Bu bir rüyâ-yı bî-asldır biter âheste âheste
Şiir
Reklam
Tîr benim kemân benim pîr benim civân benim, Devlet-i câvidân benim îne vü âna sığmazam.
Bir güzel şairin son günleri
Cahit Sıtkı Tarancı denilince akla gelen o meşhur "yaş otuz beş" mısraları, ne yazık ki onun için bir kehanet gibi olmuş; şair, ömrünün son dönemini bu yaştan çok da uzaklaşamadan, derin bir hastalık ve sessizlikle geçirmiştir. Cahit Sıtkı'nın son dönemi, her zaman korktuğu "ölüm" temasıyla gerçek hayatta amansız bir kavgaya tutuştuğu, hüzünlü bir süreçtir. 1. Felç ve Sessizlik Dönemi 1954 yılının Ocak ayında, henüz 43 yaşındayken Ankara’da bir gece aniden felç geçirdi. Bu felç sadece vücudunun bir kısmını değil, onun en büyük silahı olan konuşma yetisini de elinden aldı. Edebiyat dünyasının o en güzel Türkçeyi kullanan şairi, hayatının son iki yılını tek bir kelime bile edemeden geçirmek zorunda kaldı. 2. "Yaşamak" İçin Verilen Büyük Mücadele Şiirlerinde ölümden hep ürperen, yaşama büyük bir tutkuyla bağlı olan Cahit Sıtkı için bu dönem tam bir sınavdı. Eşi Cavidan Hanım’ın büyük özverisiyle tedavisi için her yol denendi. Dönemin hükümeti tarafından tedavi görmesi için Viyana’ya gönderildi. 3. Viyana Günleri ve Veda Viyana'da bir hastane odasında, pencereden dışarıyı seyrederek geçen o aylar, onun en "yalnız" şiiri gibiydi. Konuşamıyor, yazamıyor, sadece bakışlarıyla iletişim kurabiliyordu. 13 Ekim 1956 tarihinde, tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu. 4. Cenazedeki Acı Tesadüf Cahit Sıtkı’nın naaşı Türkiye’ye getirildiğinde, onu Ankara’da karşılayanlar arasında çok sevdiği dostu Ziya Osman Saba da vardı. Cahit Sıtkı’nın ölümü, yakın dostu Ziya Osman’ı o kadar sarstı ki, o da bu acıdan kısa bir süre sonra hayatını kaybetti. Ölüm Korkusu ve "Otuz Beş Yaş" Onun son dönemini bu denli trajik kılan şey, hayatı boyunca yazdığı o dizelerdir. Bak bak şu ironiye: "N'eylersin ölüm herkesin başında. / Uyudun uyanamadın olacak." Cahit Sıtkı, ömrü boyunca ölümün
Beyit:
Değme bir dervîş hakîre hor görüp hor bakma kim. Gönlünün her köşesinde 'arş-ı Rahmân gizlidir. Muhib ise cân u dil bulur hayât-ı câvidân Dervîşin her bir sözünde âb-ı hayvân gizlidir. Eşrefoğlu Rumi
Ebabil olup zalime kıyam ediyoruz Derginizi Mustafa Armağanın kitaplarını ilgiyle takip ediyorum teşekkürler fakat Avrupanın göbeğinde müslüman oldukları için katledilen binlerce bosnalıyı unutmanız yenilir yutulur cinsten değil Derin tarih sayı 18 eylül 2013 biz sabrı hakikati zikrederek Tevfîk ancak Allah'tandır deriz zaferi ve müjdeyi Allah Tealadan bekleriz iman ettikki Cenabı Hak firavunları yerle bir edecek zalimler ebabillere yenileceklerdir Altuğ Murat@AllahaKul Kul Nefsani anlatıyor aylardır bu dergiyi sabrı ve hakikati zikrederek her gördüğüm harften tevfik ancak Cenabı Haktandır diyerek bir ilim bin hikmet öğrenmeye çalışıyordum ilim zafer ve müjde kapısıydı tarih 23 mayıstı birleşmiş milletler mi birleşememiş milletlermi demeli bugünü 23 Mayıs 2024 gününde Srebrenitsa Soykırımını Anma Günü olarak kabul etti peki bugün kaç gazete yazıp anıyor annem sultan hanım oğul derdi gün gelecek Cenabı Hak firavunları yerle bir edecek zalimler ebabillere yenileceklerdir güzel bir yolda tek başınada olsan imanla yürü zaferi Allahtan işte bende bugün siz değerli okuuculara 1995 te katledilen binlerce bosnalı müslümanı anlatmaya karar verdim umarım batının batıl tarihini anlar binlerce öldürülen ve öldürülmekte olan bebek için göz yaşı dökersiniz tarih 1995 yılında israilin filistine abd nin irana girdiği gibi asıl müjde müslümanların temizlenmesidir diyerek izinsiz müslüman evlerine giriyor ilk önce bebekler sonrada anneler ölmeli işte tevfik ve zafer budur diyerek sırp askerlerinin çizmeleri ile srebenitsa kasabasını bir kan gölüne çeviriyordu o günden beri bosnada gözyaşları nehir oldu 8372 müslüman katledildi bugün ise ebabil olup zalimin üstüne kıyam ediyoruz Herkesin kahramanı farklı Şubat 2013 tarihli derin tarih dergisinin sayısında damat ferit in torunu
Edebiyat
Reklam
Reklam