Zamanın sonundayız ve bu nedenle her şey çözülüyor,geleceğimiz kargaşayı çoğaltarak başlıyor; Tarih'ten aldığımız ders,değişimin bir bedeli olduğudur, olabilecek en yüksek bedel ise başkalaşımın bedelidir;oysa başkalaşım geçiriyoruz,hem de kendimize rağmen,ne olacağımızı da bilmiyoruz,bizi tanımlamaya yarayan sözcükler yarı yolda bırakıyor. Biçimler açılıyor ve içerikler kaçıyor,ağırlıklara ve ölçülere hile karıştı,en bilgili insanların bile yargısına güven olmuyor artık ve niteliksizlik zafer kazanıyor,hem de ona değer veren dalavericilerle birlikte,hiç cezalandırılmadan. Dillerimiz yozlaşıyor,en güzel diller çirkinleşiyor,en iyi işitilenleri anlaşılmaz oluyor,şiir öldü,düzyazı kaos ile yavanlık arasında seçim yapmak durumunda.Sanatlar yok olalı kaç kuşak geçti,en ünlü sanatçılarımız gelecekte küçümsenecek hokkabazlara benziyorlar. Ne bir şey inşa etmeyi biliyoruz ne heykel yapmayı ne de resmi; müziğimiz bir iğrençlik,bu nedenle eski anıtları yıkmak yerine restore ediyoruz ve bu nedenle bütün üslupların koruyucusu kesiliyoruz.
Esin perileri yeryüzünü terk etti,güzel sanatlar öleli kaç kuşak oldu,dalavericiler alanı boş buluyor,daha inanılmazı asla yaşanmadı,ama en üzüntü veren şey onların dalaverilerine karşı duranların bile bize hiçbir şey önermemeleri,boş laflardan başka bir şey etmemeleridir.
Her şey parçalanıp birbirinden ayrılıyor, edinilmiş kabul ettiğimiz kavramlar çözülüyor,büyük sarsıntının müjdesi geliyor ve babalarımızın kullandığı enstrümanları kırıyoruz hepimiz. Sansürün egemen olduğu ülkelerde gerçekliği inkâr etmekten helak olunuyor; sansürün kalktığı ülkelerde herkes aklına geleni söylüyor.
İçinde yaşadığımız dünya serttir,soğuktur,karanlıktır,adaletsiz ve yöntemlidir, yöneticileri ya içli salaklardır ya da derinlikli haytalar,kimse bu çağa denk değildir,biz aşıldık,ister küçük olalım ister büyük,meşruiyeti aklımız almıyor,iktidar bir oldu bitti iktidarıdır yalnızca,boyun eğilen bir ehveni şer.