seni günlere böldüm, seni aylara
daha yıllara, yüzyıllara böleceğim
ve her zaman söyleyeceğim ki beni anla böyle eskitilmiş de olsa bu kalbi
minesi çatlamış bir diş gibi durduracağım karşında.
sus, kimseler duymasın,
duymasın, ölürüm ha.
aymışam yarı gece,
seni bulmuşam sonra.
seni, kaburgamın altın parçası.
seni, dişlerinde elma kokusu
bir daha hangi ana doğurur bizi?
..içimden bir ses diyor ki ona hiç yazmıyorsam bu umursamadığım için değil, bilakis bir parçam hala umursadığı, her zaman da umursayacağı için; aynı şekilde ben de onun hala umursadığını, hiç yazmama sebebinin de bu olduğunu biliyorum. Bunu bilmek de bana yetiyor.
Kader ileriye doğru, geriye doğru, çapraz, yanlamasına işliyor; amaçlarını bizim basit önce ve sonra ayrımımıza nasıl uyarladığımızı zerre umursamıyor.