zamanı saatlerle, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, onunla ölçüyordum: ”onu gördüm - görmedim, göreceğim - görmeyeceğim, gelecek - gelmeyecek..."
sana, penceremin önünde duran o vişne ağacını anlatmıştım.
karanlıkta bile, ona bakmak bir mutluluktu, bolartırdı gönlümü. sen o vişne ağacı gibisin, demek isterim sana.
zamanı saatlerle, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, onunla ölçüyordum; onu gördüm - görmedim, göreceğim - görmeyeceğim, gelecek - gelmeyecek...