Hayatta hiçbir șey, uğrunda ölmek için istenmez. Herșey yașamamız için olmalıdır. Hatta biraz ileri gideyim, kendi yașamamız için... Sen kafanın içindeki yokluğa o kadar saplanmıșsın ki, derhal uğrunda can feda edecek bir șey arayarak ikinci bir yokluğa dalmak istiyorsun. Yașamak, herkesten daha iyi, herkesten daha üstün yașamak, insanlara hakim olarak, kuvvetli, belki de biraz zalim olarak yașamak... Dünyada bundan bașka istenecek ne vardır?
Çünkü hangimiz günün birinde karșımıza çıkan beklenmedik bir raslantının, masallarda küçük kahramanımızın karșılaștığı ve bütün macerayı bașlatan o sihirli ișaret olduğunu anlayabiliriz ki?