onun oturup kalktığı, dokunduğu eşyalara baktım ve bu kadar basit olamayacağını anladım. çünkü onun yokluğunu hissediyorum. yokluğu büyüyüp koca evi kaplıyor. bir şeyi atladık gibi geliyor bana. sanki bizi bu hale getiren zincirin bir parçası eksik.
dünya üzerindeki hiçbir şey kusursuz değildi. her zaman artılar ve eksiler vardı. kişi, uğraştığı iş esnasında elindekini en iyi şekilde kullanmalıydı. bardağın dolu kısmını görmeliydi.
bu, gerçeklikti.