Evet sen, yazısını, saatini ve takvimini (evet takvimini, madem ki, Batıya ayarladın onu yitirdin demektir. Çünkü, Batılılar, yılları, takvimini, zamanı, bir doğuma, tabii bir olaya, isterse o bir peygamber doğumu olsun, dayıyorlar. Senin takvimin ise, hicrete, yani idealin büyük bir hareketine dayanıyordu. İdeali bırakıp tabii bir olayın mahkûmu mu olmalıydın?) evet sen takvimini yitirmiş, fizik ötesince de, tarih çerçevesinde de sallantıda kalmış birisin. Adeta başaşağı uçuruma sarkıtılmış birisin. Ve ayağını da incecik bir kıl tutuyor. Sen, dirilişi yitirdiğin için bu duruma geldin.
Ölümü sürekli olarak anımsamak, ona gömülmek, onda boğulmak değildir. Asıl onu tanımak istemeyen, onu inkar eden, ona batmıştır.
Nasıl ki, denizi bilmek, denizde boğulmak için değildir, tam tersine onda boğulmamak içindir. Asıl denizde boğulan, onu bilmeyen, onu tanimayandir.