Geçmiş, özlem için, hep dolu, hep anlamlı, hep mutlu olduğu halde, tam da o yüzden, boş, saçma, acılı görünüverir birden — özlenen hep ‘orada’dır; ama, yabancılaşıverir, uzaklaşıverir, gidiverir birden — anılar büzülür; özleyenin gözünde belirsizleşiverir özlenen — bir katı bıkkınlık gelip yerleşir o doluluğun, anlamlılığın, mutluluğun ortasına:-
Gayet aklıbaşında görünüyor, insanlarla konuşuyordu; herşeyi ötekilerin yaptığı gibi yapıyordu, ama içinde iğrenç bir boşluk vardı, artık hiçbir kaygı duymuyordu, hiçbir arzu; varoluşu zorunlu bir yüktü ona. —— Öylesine yaşayıp gitti.