Geçmiş zamanı hatırlamak ya da geriye dönüp bakmak ızdıraba düşmektir. Özlediklerimiz veya unutmak istediklerimiz geçmişte saklıdır. Mazi şimdiki zaman içerisinde sıkışıp kalan yürekler için sızlayan derin bir yaradır. Gelecek zaman ise ebegümecilerle beraber avuçlarını ovuşturmaktadır. İğneler o gün dikişi unutturacağı için dört gözle beklemektedir. Artık yama yoktur dinlenmek vardır. İğneler böylece yorulmayacaktır. Bu yüzden yakasız bir gömlekle sözleşip yol boylarında ve sokaklarda bizi aramaktadır. Yolcu ise yolun sonunu tahayyül edememektedir. Duraklarda eğlenerek ve mevsimlerin rengine kanarak kendini rüzgara karşı ev kurmuş örümcek gibi yele bırakmaktadır. Hem de Dünya'nın bir oyun ve eğlenceden ibaret olduğunu bilmeden. Övgülerin yerini dövünmelere bırakacağını bilmeden, bilemeden...
Bilirsin, insan dert denen şeyin ağırlığı altında ezilip un ufak olunca, dert çoğu kez o insanın şeklini şemailini alır da, hiç kimseyi iplemeden, ulu orta konuşmaya başlar.
Hem daha yaşlı, hem de daha gencim. Daha yaşlıyım çünkü öğrendim, daha gencim çünkü kendimi yaşlıların bana öğrettikleri bir sürü şeyden arındırdım. Ayakkabılarıma bulaşan bayatlamış fikirlerin bütün çamurundan.