Bilinçle kavradığımız ve yaptığımız şeylerin, bireysel gelişimimizle hiçbir ilgisi olmayan gizli kalmış duyusal izlenimlere kıyasla hayatımız üzerindeki etkisi ne kadar az.
Kuşkun niye; benim onca istediğim şeyi artık yapamayacağımı, kendimi harcanıp tükenmiş hissederek tüm gücümle ve kendimi vererek sevemeyeceğimi kabullenişim niye?
Salomé'ye göre "Sevgi içinde biz sanıldığı gibi başkasıyla dolu değil, kendi ruhumuzla doluyuz. Başkasına değil, kendimize sarılıyoruz. Aşk kendi ölümüne çabalar."
"Gerçekten bize ait olan bir şeyi, hiç kimse elimizden alamaz. Gerçekten bize ait olan, er veya geç bizim olur. Bu yüzden, senindi benimdi cinsinden bütün hasisçe kaygılar değersizdir. Yapmamız gereken tek şey yolumuza devam etmektir; bize ait olan birlikte gelir, bizimle yürümeyeninse bizi durdurmasına izin vermemeliyiz."