Cahiliye Devri ve Hakk Ehli Üzerine
Sevgili arkadaşlar, genel olarak yanlış bilinen bir konuya değinmek istiyorum. Cahiliye Devri yani Cehalet Devri Orta Çağ gibi geçmişte kalmış bir devir değildir, bu geçmişte kalmış ve geçmişte yaşayan dinsel anlayışın yanlış kabulüdür. Muhammed Mustafa, döneminde halkına kendilerinin bir de ruh yönü bulunduğunu, aslında tam olarak o yönden müteşekkil olduklarını öğrettikten sonra, muhtemelen önceki içinde bulundukları hâle bu ismi takmışlardı. Yani Cahiliye Devri Muhammed geldiğinde ancak küçük bir azınlık için son buldu, bugün insanların çoğunluğu hâlâ kendilerini yalnızca bedenden ibaret kabul ederek ve bedenin dürtülerinin esiri olarak Cahiliye Devri içinde yaşamlarını sürdürme gayreti içindelerdir. 'Cahiliye Devri' Sokrates tarafından da mağara alegorisi dedikleri anlatıyla tarif edilmişti. Sokrates'in anlattığı o mağara, beden, daha doğrusu zihindir. Yani Sokrates'in anlatısı bir alegori, bir metafor değildi, hakikatin ta kendisiydi. Zaten ruh âlemini de İdealar Âlemi olarak tarif eden yine Sokrates'ten başkası değildi. Zira yüksek ihtimalle Sokrates de bir peygamberdi zaten. İşte insan biraz yüzünü bu dünyadan çevirip ruha yöneltse, Allah'ın peygamberlerinin farklı kelimelerle tarif ettiklerinin aynı şeyler olduğunu anlayabilir. Ne anlattığımı buradan tam hâliyle okuyabilirsiniz: Cahiliye Devri ve Hakk Ehli Üzerine insanveisleri.blogspot.com/2026/06/29-cahi... İyi okumalar dilerim.
Hasbihâl
Şakaklarım un çuvalı Çuvallayanlardan!? hediye Dün Memmet emmiye sordum Nedir bu ahvâlimiz diye Çıkardı tütün tabakasını geçti oturdu karşıma Sararmış bıyıkları karıştı toza dumana; Celep dedi bu ahvâl mirastır ecdâddan Bu minvâlde gidersek burnumuz zinhar çıkmayacak b.ktan. Dedim emmi hele dur, burnumuz hak etmiyor bunu Çekti tütünü derinden getirtmedi lafımın sonunu Sordu bendenize ne beklersin İstikbâlden Dedim şayet yâdigarsa ne gelir bizim elden Çattı beyaz kaşlarını ses tonu çatallaştı Dedi mirastır bu cehalet... hem cehalet hem sefalet, Öyle bir mirastır ki kimse ödemez kefalet. Dedim ödüyoruz emmi şayet b.ka battıysak Kefaleti hak getirsin ya bu b.ku tattıysak Devri devran sürmez böyle elbet değişir bu çağ Sel olursa eğer önünde duramaz hiçbir dağ Dedim emmi hele düşün neden kıraçtır bu topraklar Ne sel görmüştür ne de dağ anca kendi ağyarını paklar... Fırat CELEP
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Size birşey söyleyeyim mi? Hani taş devri diyoruz ve birçok devir sayıyoruz ya? O eskilerden kalan kişiler var hâlâ.. Nasıl mı? Ya taş devrindeki cehalet konuşuluyor da , Şimdiki zamanda, insanların cehaleti neren konuşulmuyor? Onlar taş yontma yapardı, Şimdide ise kalpleri yontuyorlar ama kendi taş kalplerini de değil. İnsanların iyi, temiz kalplerini... Türünün son örneği insanlar halen dahi var evet. Bunu bırakmanın var yolu ise; Ailelerin o devirdeki taşları elden ele çocuğuna vermeyi bırakmasıdır. Bırakın ya! Pamuklarla sarın mesela.. Ne diye bu taş yontma sevdası?
1000Kitap
Hakikatin İnşası: Fıtrat, Ruh ve İstikamet Hayat, ancak kendi doğruların üzerine inşa edildiğinde %100 senin olur. Bu bütünlüğü sağlayan iki temel sütun vardır: İlki, insanlığın ve İslam’ın değişmez değerlerini kapsayan %50’lik "külli doğrular"dır. İkincisi ise senin şahsiyetini, mizacını ve rengini belirleyen %50’lik "ferdi doğrular"dır. Başkalarından gördüğün bir güzelliği veya doğruyu hayatına dahil ederken dikkat etmen gereken en hassas terazi şudur: Fıtrat. Eğer bir doğru, başkasının arzusuyla sana dikte ediliyorsa o bir yükten ibarettir; ancak senin yaratılış özüne (fıtratına) uygunsa o zaman senin bir parçan olur. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: > "Öyleyse sen yüzünü hanîf olarak dine, Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata çevir..." (Rûm Suresi, 30) > Akıl Bir Hesap Makinesi, Ruh İse Karar Makamıdır İnsan, hatalardan kurtulmanın yollarını arar; ancak hatanın hata olduğunu sadece akılla bilmek yetmez. Akıl; rızık peşinde koşmak, hesap yapmak ve dünyayı idame ettirmek için bir araçtır. Fakat nihai karar ve irade Ruh’un elindedir. Ruh ne kadar tekâmül eder, ne kadar manevi gıdalarla doyarsa, alınan kararlar o kadar sarsılmaz olur. Başarının kapısı, aklın planladığını ruhun mühürlemesiyle açılır. Kurtuluşun Reçetesi: İkra (Oku) ve Yaz Sana ilk gördüğüm andan beri dediğim gibi: "oku!" Kurtarıcıyı dışarıda arama; gerçek Kurtarıcı rızkımızı zaten önümüze sermiş ve yolumuzu aydınlatmıştır. Rabbimiz şöyle müjdeler: > "Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın..." (Hûd Suresi, 6) > Sahte kurtarıcılar, aslında kendi nefsini bile kurtaramamış acizlerdir. Onlar ancak tefrika, düşmanlık ve vesvese ile iblise alan açarlar. İnsanı felaha ulaştıracak iki kanat vardır: Okumak ve Yazmak. Okumak, dış dünyayı içe (kalbe) taşımaktır; Yazmak ise
Hasbihâl
Şakaklarım un çuvalı Çuvallayanlardan!? hediye Dün Memmet emmiye sordum Nedir bu ahvâlimiz diye Çıkardı tütün tabakasını geçti oturdu karşıma Sararmış bıyıkları karıştı toza dumana; Celep dedi bu ahvâl mirastır ecdâddan Bu minvâlde gidersek burnumuz zinhar çıkmayacak b.ktan. Dedim emmi hele dur, burnumuz hak etmiyor bunu Çekti tütünü derinden getirtmedi lafımın sonunu Sordu bendenize ne beklersin İstikbâlden Dedim şayet yâdigarsa ne gelir bizim elden Çattı beyaz kaşlarını ses tonu çatallaştı Dedi mirastır bu cehalet... hem cehalet hem sefalet, Öyle bir mirastır ki kimse ödemez kefalet. Dedim ödüyoruz emmi şayet b.ka battıysak Kefaleti hak getirsin ya bu b.ku tattıysak Devri devran sürmez böyle elbet değişir bu çağ Sel olursa eğer önünde duramaz hiçbir dağ Dedim emmi hele düşün neden kıraçtır bu topraklar Ne sel görmüştür ne de dağ anca kendi ağyarını paklar... Fırat CELEP
1000Kitap
Hasbihal...
Şakaklarım un çuvalı Çuvallayanlardan!? hediye Dün Memmet emmiye sordum Nedir bu ahvâlimiz diye Çıkardı tütün tabakasını geçti oturdu karşıma Sararmış bıyıkları karıştı toza dumana; Celep dedi bu ahvâl mirastır ecdâddan Bu minvâlde gidersek burnumuz zinhar çıkmayacak b.ktan. Dedim emmi hele dur, burnumuz hak etmiyor bunu Çekti tütünü derinden getirtmedi lafımın sonunu Sordu bendenize ne beklersin İstikbâlden Dedim şayet yâdigarsa ne gelir bizim elden Çattı beyaz kaşlarını ses tonu çatallaştı Dedi mirastır bu cehalet... hem cehalet hem sefalet, Öyle bir mirastır ki kimse ödemez kefalet. Dedim ödüyoruz emmi şayet b.ka battıysak Kefaleti hak getirsin ya bu b.ku tattıysak Devri devran sürmez böyle elbet değişir bu çağ Sel olursa eğer önünde duramaz hiçbir dağ Dedim emmi hele düşün neden kıraçtır bu topraklar Ne sel görmüştür ne de dağ anca kendi ağyarını paklar... Fırat CELEP
1000Kitap