8/10
·128 syf.··
2026 8. kitabı
Selamunaleyküm 1K ailesi,🪻 Bugün kütüphanelerde kendine has sarı kapağıyla hepimizin illa ki gözüne çarpan, ama derinlerine indikçe bugünün dünyasını anlamlandırabileceğimiz bir uyanış belgesiyle geldim: İngiliz Casusunun İtirafı. ​Hepimizin hayatında bazı kırılma anları, bir uyanış evresi olur ya; bu ince kitap da benim için tam olarak öyle bir etki yarattı. Bu eser, edebi bir kurgu ya da sanatsal kaygılarla yazılmış popüler bir roman değil; bir medeniyeti içten çökertmek için kimlik değiştiren ajan Hempher’ın hatıratı. Ancak mesele sadece tarihi bir casusluk hikayesi olmaktan çok uzak. Saf niyetlerin, manipülasyon çarklarında nasıl bir silaha dönüştürülebileceğinin sarsıcı bir anatomisi. ​Bu satırları okuyup bugün kafamı kaldırıp etrafıma baktığımda, insanlığın hâlâ aynı tuzaklara düştüğünü görmek cidden içimi acıtıyor. :(( Kitap bana net bir şekilde şunu gösterdi: Bir toplum cephede savaşarak değil, kendi içindeki sevgi, birlik ve kardeşlik bağları koparılarak savunmasız bırakılıyor. Temiz niyetler, cehalet ve öfkeyle birleştiğinde nasıl birer yıkım aracına dönüşüyor, dehşetle izliyorsunuz. ​Hakîkat Kitabevi’nin o bildiğimiz yalın, doğrudan ve iddiasız üslubuyla basılan bu eser, süslü cümlelerin arkasına saklanmıyor. Gerçeği en çıplak haliyle önümüze koyuyor. ​ İngiliz Casusunun İtirafı, sadece geçmişte yaşanmış bir hileler silsilesi değil; bugünün insanına da kendi kalbini, inancını ve değerlerini koruması için verilmiş güçlü bir ihtardır. Çünkü bu kitap bize fısıldıyor: Dünyada sadece iyi ve temiz kalpli olmak yetmez; o kalbi ve toplumu bir arada tutacak bir ferasete, keskin bir uyanıklığa da ihtiyacımız var. Malûm, devir uyanık kalma devri. İngiliz Câsûsunun İ'tirâfları ve İngilizlerin İslam Düşmanlığı ​Keyifli ve ferasetli okumalar dilerim 1K ailesi!
İngiliz Câsûsunun İ'tirâfları ve İngilizlerin İslam DüşmanlığıM. Sıddık Gümüş · Hakikat Kitabevi · 20092,497 okunma
Soytarı
Kitabın kapağından ,haklı olarak Hasan Sabbah ve kurduğu terör örgütünden bahsedileceği yanılgısına düşebilirsiniz. Ben düştüm şahsen. Çünkü kapağın konusuna dair pek bişey göremeyeceksiniz.Ayrıca yalan islam tarihçiliği yapmaktan çekinmediği gibi,sahabe devri büyüklerine dil uzatma cürretini kendisinde bulacak kadar da cehalet çukuruna düştüğüne tanıklık edeceksiniz.Verdigi kaynaklar da kahkaha attıran cinsten.Bozacının şahidi şıracı.Neyse.Daha önce bu kadar kötü bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Tek kelimeyle berbat.
1000k
Hasan Sabbah ve Alamut TerörüYaşar Şahin Anıl · Panama Yayıncılık · 2013178 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kendi dilini yaratan roman faciası
4/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 09:15
Çerezlik bir dönem romanı. Biraz aşk, biraz ihanet üstüne dönemin siyasi olaylarından sos ile servis edilmiş. İşin garip tarafı arka kapağında “Bu romanı benzersiz kılan, kendi dilini yaratmış olması yanında yakın tarihimizin gölgede kalmış pek çok olayına ışık tutarken kurmacayı müthiş bir ustalıkla gerçeklerle yoğurmuş olması.” deniyor. Madem böyle iddialı ve döneme dair bir şey yazacaksınız illa birilerinden görüş almanız gerektiğini bir kere daha ortaya koyuyor bu kitap. Kitabın oluşturduğu yazım hataları ve kurgu hataları için Adam Sanat'a bakacak olursak; Romanın en önemli karakterlerinden, Haliç kıyısındaki bir Rufaî tekkesinin şeyhi olan Yusuf Efendi ve Rufaîlikle ilgili olarak anlatılanları ele almakla başlayalım. Tekkede ayin icra edilen mekânın adı bazen “divanhane” (s.12), bazen de “zikir salonu”dur (s.100). Gerçekte ikisi de değildir. Bütün esma tarikatlarında, yani temel ritüeli zikir, yani Allahın adının tekrarlanması olan tarikatlarda olduğu gibi tevhidhanedir. Divanhane terimi yalnızca yalı, konak gibi büyük konutların selâmlık bölümlerindeki misafirlerin kabul edildiği en büyük oda için kullanılır. “Zikir salonu” hakkında fazla söze gerek yok. Tarikatlar konusuna yabancı biri bile bu topraklardaki kökleri Selçuklu dönemine giden dinî bir kavramın salon gibi o devirde Türkçedeki geçmişi 50 yılı bulmayan Frenkçe bir kelimeyle anılamayacağını tahmin edebilir. Şeyhin “siyah bir külâhı” vardır (s.12). Bir Rufaî şeyhinin başlığı asla bir külâh olamaz. Bir Rufaî şeyhinin başında üst kısmı içi pamuk doldurularak takviye edilmiş bir takke (ki buna Rufaî tâcı denir) vardır. Bunun üzerine de siyah sarık (destar) sarılmıştır. Tarikat terminolojisinde başlığın tamamına da “tac” denir. İllâ başlığa günlük dilde bir karşılık bulunmak isteniyorsa sarık denmelidir;
Kılıç Yarası GibiAhmet Altan · Everest Yayınları · 20252,816 okunma
Hayat insan için hakikati arama yolculuğudur
Puan vermedi·142 syf.·
2025 15. kitabı
"Aklın amel defteri bir hayli kabarık. Sevabı mı yoksa günahı mı daha çok, söylemek zor. İnsanların hayatını kolaylaştıran icatları yapan da Elhamra Sarayı'nı ve Selimiye'yi inşa eden de akıl, milyonlarca insanın ölümüne neden olan savaşları yöneten de kitlesel imha silahlarını yapan da akıl. Elbette farklı akıllar bunlar. Dolayısıyla temel soru şu: Bu fark nereden geliyor? Akıl, kendi özündeki iyiliği unutup neden kötülüğe râm oluyor? Kötüyü kutsayan ve meşrulaştıran akıl, nasıl bir varlıktır? Kendi tabiatına ihanet eden bir akılla nasıl mücadele edilir?" Perde ve Mânâ, Böyle devasa sorulara cevap arayan küçük hacimli bir çalışma. İnsanı cesaretlendiriyor, hemen bir solukta okunacak kısacık bir kitap gibi duruyor çünkü. Alt başlığının da 'akıl üzerine bir tahlil' oluşu ayrıca rehavete sürüklüyor insanı .Aklı bilmeyen mi var sanki. Günlük hayatta o kadar çok kullandığımız bir kavram ki. Konu akıl olunca herkesin söyleyecek bir çift lafı var mutlaka. Zaten kimse kimsenin aklını da beğenmez. Gerçi yarım ağız 'Akıl akıldan üstündür' deriz ama, 'Akılları pazara çıkarmışlar herkes yine kendi aklını almış' diye de boşuna söylememiş atalarımız. Her ne kadar yazarını tanımayanlar böyle bir cesaretle açsa da kitabın kapağını, daha önce İbrahim Kalın'ın herhangi bir kitabını okumuş olanlar, kitabın sayfalarında kendilerini bekleyen zorlu ama bir o kadar da derin manalarla yüklü olacak zevkli yolculuğun bilincinde başlar kitaba. Zira kitabın yazarı, siyasî kişiliğinden öte entelektüel birikimi, İslam ve batı felsefelerine olan hakimiyeti ve hem davranışlarındaki hem de hitabetindeki naifliğiyle modern çağın en önemli münevverlerinden biri olan İbrahim Kalın; konusu ise herkesin diline pelesenk olmasına rağmen kimsenin hakikatini tam olarak bilmediği akıl,
Perde ve Mânâİbrahim Kalın · İnsan Yayınları · 20251,891 okunma
HAKİKAT VE CEHALET
10/10
·246 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
Sadece şunu söyleyeceğim ne kadar da kolay hakkını vermeden iman ettik diyoruz. İman ettik diyerek imtihan edilmeden bırakılacağımızı zannediyoruz. Dini heva ve hevesimize uyduruyoruz. Allah'tan başka ilah yok diyor her şeyi put ediniyoruz. Heva ve hevesimizi tanrı ediniyoruz. Sistemlere kul köle oluyor elimizden başka bir şey gelmez zorunluyuz mecburuz diyerek kendimizi kandırıyor bir güç elde edinceye kadar diyerek de kendimizi oyalıyoruz. Siyah ve beyaz kadar her şey ortada. Gri yok. Ya hak var ya da batıl. Ya hakikat var ya da cahiliyet. Ya iman ya inkar. Ya İslam ya cehalet. Ortası da arası da yok. İslam eşsiz olduğu halde batıl davalara onu tastikletmeye cehaletle birlikte yaşanılır hale getirmeye çalışıyoruz . Ne de büyük yanılgıdaymışız meğer. Cahiliyet devri dediğimiz devir geçmişte kalmadı. Müşrik dediklerimiz içindeyiz belki de .. aldanan aldatan biziz belki de. Tam da ortasındayız cehaletin. Cahiliye devrini bizzatihi müşahede ediyoruz fakat yaşadığımızı İslam zannetmeye devam ediyoruz .. .. Uyananlardan olmak duasıyla..
1K
Yoldaki İşaretlerSeyyid Kutub · Beka Yayınları · 20145,8bin okunma
9/10
·224 syf.·
2024 249. kitabı
Gönlümdekiler ve Ötekiler Yavuz Bülent Bâkiler Uzun zamandır üstad Yavuz Bülent Bakiler okumuyordum üstad Yavuz Bülent Bâkiler bence Türkiye'nin yaşayan en büyük şairidir ve fikir adamıdır. Bu kitabında da kendi hatıralarından, çarpıcı konulardan derleyerek ülkemize, kültürümüze ve edebiyatımıza özetle toplumumuza ışık tutmaya çalışmıştır. İçerisinde katılmadığım noktalar vardı ama onu da bu ülkenin ikliminde doğal buluyorum normal şartlarda yaşamıyoruz ve bazı fikirlerine de katılmıyorum. Bu noktalardan dolayı 8.5 üzerinden 9/10 puan verdim. Necip Fazıl Kısakürek , Nejdet Sançar , Hüseyin Nihâl Atsız , Sâmiha Ayverdi ve de Sultan Vahdettin ile ilgili bölümleri çok çok beğendim konu başlıkları dışında da içerisinde gardırop ulusalcılığı, gardırop Atatürkçülüğü, CHP'nin iç yüzünü ve cehalet + taassup için yapılan yazı ve değerlendirmeleri gerçekten beğendim. Ayrıca Yakup Kadri gibi tek parti devri övücüsü, dalkavuk bir şahsiyetin ağzından Güneş Dil Nazariyesinin nasıl bir garabet olduğunu aktarması Kemalistlerin suratına aşkedilen bir tokat gibiydi, müthişti! Öte yandan çok sevmediğim, mesafeli olduğum milliyetçi bir siyasi figürün nasıl politik ve vefasız olduğunu da Kayınpederi İsmail Hakkı Yılanlıoğlu'nun anıları üzerinden ortaya koyması da o şahsa niye kalbimin ısınmadığını kanıtlar nitelikteydi. Biz vefa bilen adamlarız. Her Türk genci okumalı ve okumalı ayriyeten de kitabın içerisinde geçen Sâmiha Ayverdi , Necip Fazıl Kısakürek , Nejdet Sançar , Hüseyin Nihâl Atsız , Ahmet Tevfik İleri , Fethi Yeken , gibi isimlere de ehemmiyet vermeli, onların iyi yanlarını almalıdırlar.
Edebiyat
Gönlümdekiler ve ÖtekilerYavuz Bülent Bâkiler · Yakın Plan Yayınları · 2022312 okunma